21 Ağustos 2008

Yine Alaca yoluından küçük Hırka

Posted by Picasa

Köyün girişinden Kel Tepe

Posted by Picasa

Yine köyün girişinden kavaklar

Posted by Picasa

Köyün girişinden Kavaklar

Posted by Picasa

Bağlardan Hıra Baba

Posted by Picasa

Yine bağlardan Karabayır

Posted by Picasa

Alaca yolundan Karabayır

Posted by Picasa

bağlardan karabayır

Posted by Picasa

Ağripara'dan köye doğru

Posted by Picasa

Küçük Hırka'ya Alaca yolundan bakış

Posted by Picasa

19 Ağustos 2008

"SEVGİ AĞCI " DİKİMİNE DAVET


"SEVGİ AĞACI " DİKİMİNE DAVET..
Nasip olursa yeğenim Fatih Çavdar’ın düğünü dolayısıyla, Çarşamba günü Alaca- Küçük Hırka Köyünde olacağım. Düğün; 21.8.2008 Perşembe başlayıp. 24.8.2008 Pazar günü sona erecek.
http://www.alacanet.com/Yazilar.asp?yazi=goster&yazine=53 adresindeki ve bir çok yazımda belirttiğim gibi, kuruyan, kavrulan topraklarımıza ağaç dikmenin önemi ortada.
Bu nedenledir ki sevgileri ile beraber büyütmek üzere gençlere “sevgi ağacı” fidanı hediye edeceğim.
Hemen hiç alışık olunmayan bu duruma kimileri gülecek.
Varsın, gülsünler..
Şu an damat dahil, köylünün bu işten haberi yok.
Düğünde herkesin hoşuna gidecek bir anı olması, kimi tabuların yıkılarak güzel bir gelenek halini almasını istiyorum.
Gelin alındıktan sonra düğün evine gelince kızımız Bedia’nın gelinlik, oğlumuz Fatih’inde damatlıkla “sevgi ağacını” toprakla buluşturmasına şahitlik etmek, düğün nişan, cenaze gibi yapılan toplu törenlerde güzel bir işi alışkanlık haline gelmesini teşvik adına; Teşrif ederseniz memnun olurum..
Selam ve saygılarımla..
Necati Çavdar

SEVGİ, AĞACI!
Bediha; Fatih’in gönlünde yer eden, kızımız Fatih; Bediha’nın kalbindeki, oğlumuz
Yıl; 2008. Ay 24 Ağustos. Vakit, tamam Unutulur, geçer gider beklenilen zaman
Bu güne ermek için çektiniz nice zahmetleri Mutluluğa koşmak için yakın edip, uzakları
Davet ettiniz bizleri, mutluluğunuzu görmeye Allah, daim etsin,ulaştırsın sizi gerçek sevgiye
Altın, gümüş taksam; harcanır, gider Para, bulunur. Bu gün var, yarın biter
Bizden size”sevgi ağacı” fidanı olsun hediye Hatırlatsın sevginizi, unutma memleketi diye
“Sevgi ağacını” dikin, doğduğunuz topraklara Çiçek açsın, koku salsın, ulaşsın uzaklara
Düşler takın, yeşili saran güzel dallarına Umut rüzgarları taşısın, gittiğiniz diyarlara
Sevginizle büyüsün, uzansın göklere, Yeşersin, umut olup, dursun meyvelere
Gölge olsun sıcaktan kavrulanlara Barınak olsun, sıcak yuva arayanlara
Sevgiyle dikin, hoş meyveler versin, İlaç olsun derdine derman arayanlara
Sevmek, yürek ister, sevgi uzanır yarınlara Sizde yürek var, sevginizle geldiniz bu günlere
Bulunca uygun hava ,su, toprak, fidan Sevgiyle büyür, yeşile bürünür vatan
Sevginiz, umut olup uzansın yarınlara Ağaç olsun, kök salsın nice topraklara
Sevginiz meyve versin, yaşatsın güzellikleri Kokusu sarsın cihanı, fethetsin gönülleri
Temizlesin havayı, sarsın bizim toprakları Rahmete davet etsin yağmur yüklü bulutları
Ağacınızı gördükçe hatırlayın, sevginizi Unutmayın, “sevgi ektiğiniz” memleketinizi
http://www.biriz.biz/rize/karayemis/index.htmbiz/rize/karayemis/index.htm
Çiçek, meyve vermiş...




Paşamız

PAŞA, Edemiz...
Bakmayın siz "değişkliği" kabul görmez ancak geçmez "ınkılap" kanunlarının dediklerine ..
Şapka gibi "takılmayan", valilere "ilbay", hanımları "bayan,"erkekleri "bay "yapan "paşaları bir günde, unvandan ettiği için memlekette "paşa " bırakmayanların yaptıklarına ..
"Bunlara rağmen birilerine "paşa" derseniz, zevkten dört köşe olurlar.
Ama işlemez maddelere gelince milete silah dayarlar.
Memlekette "kanunen" paşa olmadığına bakmayın..
Bizim köyümüzün PAŞAsı var.
Üstelik, ism,i öyle kanunla filan yasaklanamayan cinsten.
Gerçek paşa..
Çok yaşa emi, Paşa ede...
Yukardaki resim;Recep Danlı'nın "muhtarlık" yetkisini son senede kullanmak aklına gelerek; 60 yıldır babamın ekip biçtiği ve doğduğum ev yeri dahil yüzyıllardır ekilen tarlaya "mera" diye şikayeti üzerine gittiğim Küçük Hırka'da 10 Nisan 2009 cuma günü, akşam üzeri çekildi
Paşalık' da YASAL DURUM:
İnkılap Kanunları, devrim kanunları olarak da bilinir.
1961 anayasasının devrim kanunlarının korunması başlığını taşıyan 153. maddesi ile 1982 anayasasının inkılap kanunlarının korunması başlığını taşıyan 174. maddesinde sayılan 8 kanundur. bu kanunların anayasaya aykırılığı ileri sürülemez.
Anayasaya aykırılığı ileri sürülemeyen, ama "takılmayan" delik deşik etmekte beis görülmeyen kanunlar zincirinden biride "PŞALARLA" ilgilidir.
Anayasa madde 174:
Anayasanın hiçbir hükmü, türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve türkiye cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.
PAŞA DEMEK YOK..
Çünkü yasal PAŞA yok
İşte kanunu:
Kanun No: 259
Kabul tarihi: 26/11/1934
Yayımlandığı resmi gazete tarihi: 29/11/1934
Yayımlandığı resmi gazete sayısı: 2867
Madde 1 - ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi ve hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır. erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlariyle anılırlar.
Madde 2 - sivil ve rütbe ve resmi nişanlar ve madalyalar kaldırılmıştır ve bu nişan ve madalyaların kullanılması yasaktır. harb madalyaları bundan müstesnadır. türkler yabancı devlet nişanları da taşıyamazlar.
Madde 3 - askeri rütbelerden adın başına gelmek üzere kara ve havada müşürlere mareşal, birinci ferik, ferik ve livalara general, denizde birinci ferik, ferik ve livalara amiral denilir. generallerin ve amirallerin derecelerini gösteren unvanlarla deniz müşürleri unvanlarının ve diğer askeri rütbelerin karşılıkları ali askeri şurası kararı ve icra vekilleri heyetinin tasdikı ile konulur.
Madde 4 - bu kanun neşri tarihinden muteberdir.madde 5 - bu kanunun icrasına icra vekilleri heyeti memurdur. ............///////////////////////................
Paşaya paşa demek
Genelkurmay Başkanı gazete yöneticileriyle bir toplantı yaptı, bu toplantıda kendisine "paşam" diyenlere de kızdı. "Bana paşa demeyin, Orgeneral Başbuğ şeklinde hitap edin" dedi.Haklı gibi görünüyor. Çünkü, "paşa" demek suçtur.
Suç mudur?
26 Kasım 1934 tarihli devrim yasasına göre, "ağa, hacı, hafız, molla, hoca, efendi, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi, paşa, hazret" gibi ünvan ve lakapların kullanılması yasaktır.Ama, gene aynı yasaya göre, "kanun karşısında ve resmi belgelerde" ...
Yani, o günden beri, günlük hayatında birbirine "bey" ya da "hanım" diye seslenen her Türk vatandaşı suç işlemiyor. Herkes birbirine "bay" ya da "bayan" demek zorunda değil.Benzer bir devrim yasasına göre, şapka giymek zorunludur. Hıncal ağabeyin arkadaşı Ertekin dışında hepimiz sürekli suç mu işlemekteyiz?
Hayır.
Bu "lakap ve ünvan" konusunda bürokrasi o kadar hassastır ki, bazı paşalar, pardon generaller, 1934 öncesini anlatırken Atatürk'ten "Gazi Mustafa Kemal Paşa" şeklinde sözedilmesini bile hoş karşılamazlar ve kızarlar. Sanki Mustafa Kemal Atatürk, "Ali Rıza Atatürk" ile "Zübeyde Atatürk" ün oğludur ve generalliğe de 1881 yılında terfi etmiştir.Yani, "kurtar bizi paşam" demek de yakışıksızdır.
"Sarı saçlım, mavi gözlüm, neredesin" denilebilir, onda bir sakınca yoktur.
Fakat "paşa" ünvanından hoşlanmayanların, kendi aralarında sohbet ederken de birbirlerine "paşa" şeklinde seslenmemeleri gerekirdi...
Bunu hangisi uygular, çok merak ederim.
Demek ki, kanun çıkarmak başka şey, sosyoloji bilimi başka şeydir ve de emirle toplum mühendisliği yapmak zor iştir.Bilime karşı gelirseniz, ortaya otuzlu yılların "Bonjur Bay Lütfullah", "Bonjur Bayan Melahat" gibi komedi unsurları çıkar.
Bu gülünç kalıplar ancak "Lüküs Hayat" operetinde kalmışlardır.Tıpkı, bilime karşı gelerek ortaya atılan "Güneş-Dil teorisinin" de alay konusu olduğu gibi.Bu teoriye göre milattan önce bin iki yüzlü yıllarda yaşadığı varsayılan Mikenai kralı Agamemnon'un adı, Türkçe "ağa memnun" dan gelmektedir. Yengesi Eleni'nin adının nereden geldiği tesbit edilememiştir. Eşi kraliçe Klytemnestra'nın adının klitoristen geldiği tahmin edilebilir ama o da Türkçe değildir. Hani kadının adı "Bızırilla" falan olsa anlayacaktık...Şaka yaptığımı sanıyorsunuz ama aynı teoriye göre İngilizce "O.K." deyimi de Türkçe "ok" ve "ay" dan gelmektedir. Bu ciddi ciddi ileri sürülmüştür.
İleri süren, on dokuzuncu yüzyılda, İngilizcesi zayıf bir Hintli görevlinin, tren vagonlarına tebeşirle "all controlled" ( "hepsi kontrol edilmiştir" ) ibaresinin kısaltması olan "A.C." yazacağına "O.K." yazdığını (yani bunu "oll kontrolled" sandığını), deyimin buradan kaynaklandığını bilmiyordu...
İşte toplum mühendisliğinin bizi getirip bıraktığı açmaz budur.Paşaya paşa denilmesin...
Tamam. Fakat ben, merhum Zeki Müren'e yıllarca paşa demiş olanlar hakkında cezai bir işlem yapılacak mı, onu merak ederim...
Engin Ardıç/sabah/19.09.2008
http://www.8sutun.com/koseyazisi?id=970
Posted by Picasa

18 Ağustos 2008

BÜYÜK HIRKA'dan Küçük ve Büyük DEDELER: HIRA BABA TEPELERİ

Posted by Picasa

Kurttepesi'nden Köyün görüntüsü(Batı yakası)

Posted by Picasa

Alacalı Şair Murat Danlı'nın opjektifinden Küçük Hırka 2008

Posted by Picasa

05 Haziran 2008

Küçük Hırka'da Yas Var.. Kene, canımıza kast etti

Flaş !!! Yine Kene Yine Alaca
Alaca'da 10 günde 3 . kene vakası. İlçemiz Alaca'da yaşanan kene vakaları üzüntüye sebep oluyor. Alaca'da 10 günde 3. kene olayının yaşanması halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Tük kurumlarımızı halkımızı bilinçlendirmeye davet ediyoruz.Çorum'da önceki gün çobanlık yapan 5 çocuk babası Osman Cenik'in kene ısırması sonucu bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanarak hayatını kaybetmesinin peşinden bu günde 2 kişi daha kene ısırması sonucu hayatını kaybetti. 2 günde 3 kişinin kene ısırması sonucu hayatını kaybettiği Çorum’da büyük bir kene paniği yaşanıyor. Çorum merkeze bağlı Turgut köyünde bekçilik yapan Seyit Yalçınkaya ve Alaca ilçesi Akçaköy köyünde Sadiye Kılıç isimli kadın kene ısırması sonucu KKKA virüsü kapmaları sonucu hayatlarını kaybettiler. İlk kene vakası merkeze bağlı Turgut köyünde yaşandı. Arazide uyuyan ve kasığından kene ısıran fakat bir süre farkında olmayan Seyit Yalçınkaya, bir süre sonra fenalaştı. Ateşi yükselen ve sürekli kusan Yalçınkaya, burnu ve dişlerinin kanamaya başlaması üzerine Çorum Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan tetkikler sonunda kene tarafından ısırıldığı belirlenen Seyit Yalçınkaya Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan kontrollerde Yalçınkaya da KKKA virüsüne rastlandı. Kaldırıldığı hastanede 4 gün boyunca hayatta kalma mücadelesi veren Yalçınkaya önceki gece hayatını kaybetti. İkinci ölüm olayı ise Alaca ilçesinden geldi. Arazide madımak toplayan Şadiye Kılıç, kene tarafından ısırıldı. Vucuna yapışan keneyi kendi imkanları ile çıkardan Şadiye Kılıç (68) bir süre sonra rahatsızlanarak Çorum Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada kendisini yapılan sağlık taramasından sonra kene tarafından ısırıldığı ortaya çıkan Kılıç, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada durumunun iyice ağırlaşması sonucu Ankara’ya kaldırılan Şadiye Kılıç, tedavi gördüğü hastanede dün hayatını kaybetti. 2 günde üç kişinin kene ısırması sonucu hayatının kaybetti Çorum’da vatandaşlar büyük tedirginlik yaşıyor. http://www.alacanet.com/Haberler.asp?haber=goster&haberne=707 .............. Alaca'dan Keneye Bir Can Daha Çorum'un Alaca ilçesine bağlı Küçükhırka köyünde çobanlık yaptığı sırada kene tarafından ısırılan ve götürüldüğü tedavi merkezinden OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen Osman Cenik (42), müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Bu arada, Osman Cenik'in eşi Badegül Cenik'in (36) de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı şüphesiyle tedavi altına alındığı öğrenildi. Bir süre öncede yine Alaca'da meydana gelen kene ısırması olayında Satı Deve isimli bayan hayatını kaybetmişti.

NOT :

BU HABER YANLIŞLIKLA VERİLMİŞ:

Çünkü eşi vefat etmemiş, daha sonra köyü terk ederek anası evine dönmek zorunda kalmıştır. KÜÇÜK HIRKA YASA BOĞULDU 04 06 2008 Alaca İlçesi’ne bağlı Küçük Hırka Köyü’nde çobanlık yapan ve kene tarafından ısırılması nedeniyle kaldırıldığı Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi’nde yaşamını yitiren 42 yaşındaki Osman Cenik’in ölümü Küçük Hırka Köyü’nü yasa boğdu. 5 çocuk babası Osman Cenik’in cenazesi, yaşamını yitirdiği Samsun’dan bir ticari taksi ile köye getirildi. Akşam saatlerinde cenaze namazı kılınırken, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı (KKKA) virüsü riski nedeniyle cenaze araçtan çıkarılmadı. Osman Cenik’in cenazesi köye gelmeden önce sağlık görevlileri mezarlığı ilaçladılar ve gerekli önlemleri aldılar. Cenaze Küçük Hırka’ya geldiğinde de özel kıyafetli görevliler tarafından toprağa verildi. Öte yandan, KKKA şüphesi ile Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altında tutulan Osman Cenik’in eşi Yeter Cenik’in sağlık durumunun da ciddiyetini koruduğu öğrenildi. http://www.corumhaber.net/content/view/6643/494/ ................ KENE ISIRMASI SONUCU HAYATINI KAYBETTİ Çorum'un Alaca İlçesine Bağlı Küçük Hırka Köyünde Çobanlık Yapan 5 Çocuk Babası Osman Cenik, Kene Isırması Sonucu Hayatını Kaybetti. Çorum'un Alaca ilçesine bağlı Küçük Hırka köyünde çobanlık yapan 5 çocuk babası Osman Cenik, kene ısırması sonucu hayatını kaybetti. Küçük Hırka köyünde çobanlık yaparak geçimini sağlayan Osman Cenik'i bir hafta önce hayvanları otlatırken kene ısırdı. Keneyi koparan ve durumu ailesine söylemeyen Osman Cenik, dün aniden fenalaştı. Çocukları tarafından önce Alaca Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Cenik'in, sevk edildiği Çorum Devlet Hastanesi'nde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı'na (KKKA) yakalandığı tespit edildi. Daha sonra Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan Osman Cenik, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılmadı. Osman Cenik'in ölüm haberi köyde büyük üzüntüye neden olurken, köye gelen sağlık görevlileri cenazenin toprağa verileceği mezarlıkta ilaçlama yaptı. Görevliler daha sonra köydeki ahırları ve hayvanları da ilaçladı. Akşam saatlerinde köye getirilen Osman Cenik'in cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından sağlık ekiplerinin gözetiminde toprağa verilirken, mezarlık kireç dökülerek dezenfekte edildi. Bu arada eşiyle birlikte rahatsızlanan Yeter Cenik de kaldırıldığı Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'nde KKKA şüphesiyle tedavi altına alındı. Kaynı olan Osman Cenik'in köyde çobanlık yaptığını ve kenenin ısırdığını sakladığını belirten Badegül Canik, "Köyün mallarını güderken dağda kene ısırmış, bize söylemedi. 2 gün önce başım ağrıyor dedi, daha sonra dün akşamüzeri fenalaştı, eşim doktora götürdü. Çorum'dan Samsun'a göndermişler, bu sabah ölüm haberini aldık. Kaynımla birlikte yengem de rahatsızlanmıştı, onu da hastanede gözetim altında tutuyorlarmış" diye konuştu. Özgür (4), Emre (11), Fadime (16), Döndü (15) ve Medine Cenik (17) adlı çocukları bulunan Osman Cenik'in, kene ısırdıktan sonra kimseye söylemediği ortaya çıktı. (ES-BÖ-NÇ-Y) (İhlas Haber Ajansı) 03.06.2008 00:00 http://www.ozgurhaber.com/yonlendir.php?id=2209849&i=Haberler.com&b=Kene-Isırması-Sonucu-Hayatını-Kaybetti

............

KENEYE 2 KURBAN DAHA

Çorum'dan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Kuşkusuyla Samsun'a ve Ankara'ya Sevkedilen 2 Kişi, Tedavi Gördükleri Hastanelerde Öldü. Çorum'dan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı kuşkusuyla Samsun'a ve Ankara'ya sevkedilen 2 kişi, tedavi gördükleri hastanelerde öldü. Çorum'un Alaca ilçesinde, hayvanlarını otlatırken kene tarafından ısırılan ve kaldırıldığı Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde önceki gün yaşamını yitiren Osman Cenik'den hastalık mikrobunu kaptığı belirtilen ve aynı hastanede tedavi gören eşi Badegül Cenik'in (35) de yaşamını yitirdiği bildirildi. 5 çocuk annesi olan Cenik'in cenazesinin, Alaca'nın Küçükhırka köyünde toprağa verileceği öğrenildi. Öte yandan, Alaca'nın Akça köyünde de önceki gün önce Yozgat Devlet Hastanesi'ne, ardından da Ankara Numune Hastanesi'ne sevkedilen bir kişinin daha Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle öldüğü bildirildi. Bu arada 2008 yılı içinde Çorum'da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığından ölenlerin sayısı 7'ye yükseldi. Haber Yayın Tarihi: 04 Haziran 2008 Çarşamba Saat 21:04 Haber Yayın Tarihi: 04 Haziran 2008 Çarşamba Saat 21:04 http://www.haberler.com/keneye-2-kurban-daha-3-haberi/ http://www.alacanet.com/Haberler.asp?haber=goster&haberne=703
//////////////////
Yorum
Bütün vefat eden iman sahiplerine..Ve köylümüz Osman'a ve hanımı Badegül bacıya Allah, rahmet etsin. Şehitler defterine yazar inşallah. Bu vesile ile söylemek isterim ki bu bir milli felaket olmuştur. İlgililerin, devlet denen cihazın bu meseleye "milli felaket" olarak bakması, ona göre tedbir alması gerek. Kene vakalarındaki artışın ve tehdidin boyutu memleketi bir uçtan bir uca saran DOMUZ sürülerinin günden güne artışı ile ilgisi var mı, bailmiyoruz.. Ancak üzerinde düşünülmesi gerek.. Asırlar boyu öküz, camız, koyun, keçi üzerindeki kenelerden insanlar;-daha çok haşir neşir oldukları halde -bu denli etkilenmiyordu. Acaba kendisine zararı olmadığı halde, insanlara zarar veren çeşitli virüs taşıyan DOMUZ ların etkisi yok mudur? Buna "milli felaket" olarak bakmalı dedim. Rahmetli Osman Cenik kardeşimiz ya da başkaları bu illete bilerek ve kendileri isteyerek yakalanmadılar. Hele Osman, milli ekonomiye katkıda bulunmak ve nafakasını çıkarmak üzere köyün sığırlarını otlatıyordu. O, araziye çıkmayıp da ne edecekti? .. Çıktığında nerede oturup, nerde gezecekti?..

42 yıldır nereleri dolaşmışsa oralarda gezmek durumunda idi. O, ne tatil yapıyor, ne de zevk için dağ-taş, dere- bayır geziyordu. Keneye kapılmasında bir ihmalinin olmadığı açık Doktorların, tıbbın da bu konuda şimdilik yetersizliği ortada. O halde, devletin, milletin bu işe "Milli Felaket" olarak bakarak, çalışarak üretim içinde ve işinde olanların mağduriyetini azaltacak tedbirler almalı. Çocuklarını ele güne muhtaç etmemeli.. Etmemeli de, Fırat kenarında otlayan koyunu kapan kurttan dolayı Medine'de sorumluluk hisseden Ömer'ler gerek.. Ve ilahi adalete hesap vereceğini bilen yürekler..

Allah yeni acılar göstermesin.
Necati Çavdar
................
ÇORUM'DA KENE CAN ALDI
Turgay Ayhan

http://video.yahoo.com/watch/2797877/8114742

21 Mayıs 2008