ve bizim Çeyiz sandıklarımız.
Müze evde teraziyi yerleştiriyor
////////////////////////////////////////////////////////////
...........................................
SEYRİ BEDAİ..
ARİF KAĞ OĞLU H. Mehmet Çavuş..
bazı kendiliğinden yetişen
alıç, ahlatgibi ağaçlar budandı
kimi ağaçlara meyveli diye kıyamayıp budamayı erteledim
Köse tarlamızın baındaki bu ahlatı budadaım.
gelin arabasında değişiklik var
daha önce diktiğim meşe v e mazının çevresini temizledim
Daha önce korusun diye mazı ve taaa eryamanda saksıda ürettiği meşe fidanını karamuk bükü içine dikmitim
zamanla büyüdüler ..Ancak çevresi karamuk bükü ile iyice sarıldı ve yoğun karamuk gölgesi güşeşsiz bıraktı. Çok nem oldu.
aırı nemden korumak için ağaç diplerini temizledim.
Ve çevredeki yabani ağaçları daha iyi gelişsin diye budadım..
Bayram da diktiğim çam türü fidanları köyün mallarına yedirilmiş.
Onları daha İYİ GELİŞSİN DİYE BİR HAFTA AKŞAM SABAH SULADIM
VE karamuk çalısı ile korumaya aldım.
FAKAT BİR HAFTADA ANCAK BİTİRDİM. O sıcakta canım çıktı
///////////////////////////////////////////////
Bir Garip Hanımefendi
"Ah dedem ah" deyip inliyor
////////////////////////////////////////////////
HIRA DAĞINDA YAĞMUR
??????????????????????????????????????
Çampaşa.. (Cihanpaşa) ya gidiş
Evragcı;
Yozgat Cihanpaşa (çampaşa) köyundenehmet ustanın eseri
ve
HIRA AKM ye hediye Müzelik..
Mehmet usta, köye 380 tane yapıp hediye ettim diyor.
Kabak ağacindan bir küçük bir de büyük yapmış.
Büyüğünu Yüksekyayla (kıcık) köyünden dağlarin kralı Kerim ağaya söz verdiği için AKM ye küçük evrağacini hediye etti.
Evrağcı :
Yarın köye geleceğim bir yere gitme hayırlı cumalar allah izin verirsr
·
Gönderi SahibiKöyde cuma namazı kilinmiyor
Cuma için
Ya kıcık ya da BHIRA da olacağiz
Necati Çavdar niye hayırdır hocamı yokkı salim abim kıldırır geliyor bak hayırlı cumalar olsun inşallah
·
Gönderi SahibiEvet, imam izinde
Cemaat , tatilde
Hayırlı Cumalar
·
Gönderi SahibiEmin ile tanışıp sohbet ettik
Resmini başka bir zaman paylasacagiz
https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/pfbid02bkD4u9SSCkRbZaHqYoV1AZFu5w4JomWW7iSiZqQL1yKjMQhsPcc63eSe72Ss4Mtml
......................
Emmi oğlu Avcılar kralı Codaroğlu Seyit ,
Meşe mobilya ustalarından Mehmet ağanın misafiri olduk.
Resimleri yeğenimiz Enes bey çekti..
https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/pfbid0ihQwgcpXB9YBU6D5xnE6WrLru9m1pF66xiviZF5APRnUNvGtrPKRyj3N3qFjnHuml
ÇIRADERESİ
Emimin hanımı Sultan nenem ana tarafından Çampaşalı..
Nenemin anası Elmas ebe , Çampaşada Badıllıgilden.
Babası medrese hocası imiş.
Codarlardan rahmetli dedem Mehmet çavuşun ağbiis Arif kağın büyük oğlu Ahmed,
ve Gamberlerden İbrahim çampaşaya okumaya gitmişler.
Ve Çampaşadaki medereseyi bitirdikleri için
Molla Ahmede ve Molla ibrahim lakabını almışlar.
Arif kağın iki oğlu var Ahmed ve Mehmet.
Ahmet , okuduğu için askere alınmamış.
Dedem Mehmet çavuş askere giderek taaa İşkodra, Yanya, sonra selanik. Balkan harbi
Çanakkale harbi
İstiklal harbi derken tam 13,5 yılda dönebilmiş..
..
Medrese hocası , kızı Elmas'ı Molla ibrahime vermiş.
Elmas Ebe bizim köye Hıra'ya gelin gelmiş.
Sultan nenem ve Nuretin dayının babaları Gamberlerden Molla İbrahim vefat edince de Codarlardan Arif kağ oğlu Ahmet emmim ( Molla Ahmed) ile evlendi.
...
Elmas ebeden dolayı Nenemin yeğenleri Mehmet ve Ziya delikanlı iken sık sık bizim eve gelir giderler idi.
Tüm bunları yad ettik.
Yaşlı amca ( Musa çankaya'nın emmisi ) Çampaşa medresesi ve mederse alimi Çampaşalı Molla İbrahimi anlattı.
Mezarlığı "otağçede , cami yanında . Gitsek gösteririm de .."dedi.
Çampaşalı mehmet ağanın evdeyiz..
Karşımızda koca kaya altından gelen buz gibi su..
Resimde
en ilerde çampaşadan Badılıların yeğeni emmi oğlu Seyit ..
Onun yanında Ankara Siteler Meşe mobilyadan arkadaşı , şimdilerde Evrağaç ustası Mehmet ..
Necati çavdar
ve Musa çankaya'nın Emmisi Şevket Çankaya
mehmet ağanın evin karşısındaki kaya. Zamanında kayadan parçalar alınırken kovca kaya kütlesi düşer ve bir adam ölür..
ÇIRADERESİ
Çampaşa eski camii. yenilenmiş..
ve bir konak
Çampaşa da eski camii yanında YSE nin yaptırdığı çeşme alnına soku şeklindeki taşı yerleştirmişler.
.........................
Çampaşaya gitmek için
Kıcık - Yüksekyayla yolu ile Kirazlının ardından
Çıraderesine indik.
Oradan Sungurlu- Yozgat yolunda Devret - Derbent
Baltasarıları' dan Çampaşa- Cihanpaşa' ya geçtik.
((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((
Mezarlık ziyaretinden
))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
Musanın tepe yaşa Musanın Pınar denilen yere
KEskiden Anbar soyadı olan Musa dayının Kıcıktan gelip bizim köyde evlendiği içi aldıkları Ambar soyadını bırakıp Kocakaya soyadını alan
Musa dayının gelini SENEM hanıma eski evlerinin bölgede ev yapıyorlar.
Uğrayıp "hayırlı olsun" dedim.
Gerçi kimse yoktu.
biz niyetimiz yerine getirdik.
Sonra da medi emminin oğlu Abdullahîn yaptırduığı köşke indim.
Karşıda Mustafa ile SELAMlaşıp Mursel ile biraz muhabet ettik..
Abdullah Çavrad'ın yeni yaptırdığı köşkten..
Senem hanıma yapılan köşk
======================================================
MOR SALKIM
Ankara da Terasımızı süsleyen Morsalım; baba ocağında boy versindiye Küçük Hıra'ya
Codaroğlu Sadık Ağa konağına götürdük.
Kurban Bayramın da diktik.
Ancak diğer güller, çiçekler ve de fidanlar gibi sahipsiz kaldı.
İlla ev diye diretenler,
Baba, dede mirası diye mahkemelere koşanlar malesef bir tas su dökmediler .
Morsalkım resmen kurumuş.
Ancak dibindeki diğer çiçekler çok canlı idi.
Sular isek Morsalkım , sular isek belki canlanır diye köyde kalarak bir hafta akşam sabah suladım.
Allaha'a şükür canlandı.
Dipten Uç verdi ..
Rahmetli ağabeyimin armutların oradan getirdiği suyu da başına çeşme gibi yaptım..
..
Önce Allah'a sonra karşı köşkün sahibi Seyit ağa ya emanet etim.
Umar ve dileriz.
Codaroğlu Sadık Ağa konağının en güzel çieçek, güllerinden biri olurt.
Ha.. Kime kalacak
kime kalırsa kalsın.
Biz Hak rızası ve baba ocağı tütsün diye çaba sarf ediyoruz.. Kim öle kim kala..
İlla dünya diyenler düşünsün..
baharda dikilen güller
Bahar da dikilen güller. Çogu insan boyunu aşan otlar arasında kaybolmuş. Kimide kurumuş..
bunlardan bir kaçı canlı kalmış..
Mor salkım kurumuş. Dibindekiler canlı kalmış..
Mor salkım kurumuş. Dibindekiler canlı kalmış..
ve başına çeşme getirdik..
Seyit ağa ve torunu enes
Arif kağ ardıçlarını , peysaj da kullandım. Geleceğim son gece sıra ile altı tane diktim . Yanlarına papatya ektiğim saksıları koydum.
////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
Karşi mavi köşkün sahibi
Avcılık talimindeler
https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/pfbid0svsS94eR8bQG64vic3L3JHSKps19HPy8tRZ1jQE3dwt2xprbQYYYuuvJZbS9Cp3nl
))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
Seyri bedai altında HIRA da TAŞLAR
HIRA'da taşlar..
===============================
SAİT TARLA SÜRMERYE BAŞLADI:
"Agbim vefat ettiğinde
Oğulları "amca dedemin mirasini pay edelim" dediler
..
Necip ile nazifeye soyledim.
Şu an kimse yok hepsi gelisinde dediler.
Fakat herkesi toplamak mümkün degil.
Pay edene kadar
Necip - Nazife "siz Ekin
Kime ne miktar düşüyor ise herkese ayrı ayrı gönderin" dedik.
Necip, " ben başkalarınin tarlasını da ekiyom..
Bende herkesin İBAN nina haklarına düşeni gönderiyorum ..Size de öyle yaparım " dedi..
Nazife kabul etmedi.
..
"O zaman tarlaları altı kardeşe pay edelim..
İsteyen istediğine ektirsin " dendi.
"Tarlaları
Necip bildiği için altı kardeş için 6 parçaya bolsun çetele atalım kime nere düşer ise onu istedigi gibi kullansın..
Çetele sonucuna razı olmayan olursa Necati ve Ramazan'a düsen yerleri alsın " dedik
Necip paylaşımı yaptı.
Fakat
Agbeyim kayıni cabbana Hasandan 4 dönüm tarla almış
Tapusu agbime ait.
Necip efendi , "yilarca biz ektik orası da hesaba katılacak yoksa Ramazan agbimin çocuklar fazla aliyor" diye işi bozdu.
'Arkadaş fazla alan yok
Tapuda bamamiz- dedemiz Sadık ağaya ait ne ise onu pay edeceğiz " dense de
Mehmet ile Kavga edip evden kaçtılar.
..
Tarlaları yıllarca ettiler kimseye bı şey vermediler..
Üstelik Necip ile Nazife ;
Nazik ve Zebik bacımin çocuklarının vekaleti biz de diye diretiyorlar.
...
Tarlalar bir yıldır boş..
Perşembe günü motorla kıcık köyüne giderken
Bekir
Daymin oğlu Sait geldi.
"Senin hisseyi ben ekeyim dedi"
Bende
"Benim Tarlam yok.
Tarlalar ,
Babamın üstüne .
Hepsi ortak.
Ancak şöyle olur
Hepsini eklersin
icar karşılığını her hissedara hak gecirmeden pay edip paralarini gönderilsin " dedim
Hak gecirmeyecegine dair söz verdi.
Ben de ek dedim.
..
Tarlalar paylasilana kadar bu yıl
Dayimin oğlu Sait ile
Dönümüne 4 çinikten anlaştık..
Tahmini 100 dönüm ekse 400 cinik ekin eder.
Necip 240 cinik ekin verecekti.
Ama Nazife razı olmadı.. Tarlalar boş duruyor.
O hakkını kaybetti.
..
Dolayısıyla bu yıl Sait ekecek ..
Her çocuğun
Hissesine düşen miktarı ayrı ayrı gönderecek.."
tabi engellenmez ve de Sait ,işi yapar ise
Şimdilik bir çizgi attı.
Bende oraya daha evel götürdüğümüz kavun tohumlarını ektim.
Ya tutar ise
..
Çıkar sa kime nasip ise o yesin




::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Köyde 14 Ağustos günü çokkk soğuk ve
Hıra dağı hep dumanlı idi.
:::::::::::::::::::::::::::::::
)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
İBİKÇAM Japon Bahçesi..
14 Ağustos 2026 cuma günü
Maksadımız Hıra da Anadolu Kültür Merkezi ne kalan tadilat için gitmek.
ve..
Daha önce diktiğimiz gülleri, fidanları sulamak.
cuma günü olduğu için Cama namazı kılınacak
köyde iamam olmadığında kılınıp kılınmadığını bilmiyoruz.
En iyisi Boğazkale de kılmak.
Vakte henüz 1,5 saat var.
En iyisi internetten gördüğümüz İBİKÇAM Japon bahçesine gitmek.
Gittik- Gördük..
keşke daha temiz tutulabilse ..
illa temizlik ila temizlik.
Batı da Aygar dağı ile Doğuda Hıara dağı arasında
Kayalıboğaz vadisinde
Hatuşa asıl şehir merkeiz batısında havası hoş bir yer.
vaktiniz var ise uğrayın deriz..
////////////////////////////////////////////////////////////////////////
(((((((((((((((((((((((((((((((((
BOĞAZKALE DE
14 Ağustos 2026 Cuma günü Hıraya giderken
Hitit başkenti Boğazkale'de
Cuma namazı kılınması ve de müze ziyaretine ara verdik.
Bir zamanlar ki 100 yıl önce Hitit başkentini ziyarete gelen japon prensi ve ona eşlik eden Osmanlı şehzadesinin NAMAZ kıldığı Boğaz kale ağları olan Dulkadirlerin yaptırdığı camii.
Rahmetli babam der idi ki " O camide şehzadenin hediyesi sancak ve seccade duruyor"derdi.
şimdilerde yenilenmiş..
ne sancak kalmış ne seccade.
Yalnız caminin genç imamı " Eskiden kalma bir secade olduğu söyleniyor. Ancak nere gitti bilinmiyor" diyor.
Ve müze ilk defa 1969 da Alaca Şehit Nedim Tualtay ortaokulu olarak Tanju korel lakaplı coğrafya hocamız öncülüğünde gezdiğimiz Bağazkale müzesini yeniden gezme imkanımız oldu.
Müze görevlileri burası 1963 de açıldı. Siz üç yıl sonra burayı ziyaret etmişsiniz diyor..
İşte ziyaretten fotolar
(((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((((
ORDUOĞLU
SULUDERE
16 Ağustos Pazar..
Köye gittiğiz ilk gün Cama.. Hava çok çok soğokto.
Hemen dönme kararı verdik.
Ancak iki gün sonra hava iyileşecek denince ben bir hafta daha kalayım, fidanları sulayayım dedim.
İbrahim ile hanım pazar günü Ankaraya dünecekler.
Dayımın kızı Cafiyeden yağ, peynir alacağız.
Pazar günü öğleyin Orduoğluna ulaştık.
Mezarlık yanında birsi atraba yıkıyor. İbrahim selamladı.
Bekir dayımın kızı Cafiyenin evini sordu.
adam tarif etti.
Ve kim olduğumuzu sordu.
İbrahim de söyledi.
ama dama buz gibi.
ben Mesto eniştenin torunu Çöllo ( Ali Kaya ) köydemi, yaşıyor mu diye şaka yaptım adam da"yaşıyor.. Köyde" dedi.
sonradan öğreniyoruz ki bizimle konuşan Çöllonun kardeşi Hasan imiş.
adam, tanışlık vermede.
..
Eski harmanlarda Cafiyenin evi bulduk.
Bu arada Öğle ezanı okundu ..
Namaza giderken
Cafiyenin evin karşısından ben yaşlarda biri çıktı.
O da camiye gidiyor.
Meğer Fazlı ağanın kardeşi Süleyman imiş.
ağbeyimi ve bizimkileri iyi tanıyor.
Pempe de hala sı imiş.
Pempeden aldığımız tarla hikayesini iyi biliyor.
Mesto eniştenin ormana yakın tarlaya yerleşip güzel meyve yetiştirmişler.
Bol miktarda meyvesi dalları kıran erikler var.
Ceviz vs..
Bir tane de bahçe girişinde mavi selvi ağacı var.İyi büyümüş..
...
Camide namaz sonrası insanlar cami bahçesinde oturuyor.
Eski beton çavuşu Kel Hüseyinin oğlu Biizm muhtalip eminin damadı Orhan vs.
bahçede oturanlardan biri hemen "necati bey "diyerek ayağa kalktı. Hoş geldin yaptı.Ancak ben bilemedim.
Ortaokulda bereber okuduk. Arif ağanın evde oturduk. Arif ağa , mal için hanımını öldürdü vs diye eskileri anlattı.
Bende Arif ağbi ve Hafize ana .. hikayesini ve olayın doğrusunu anlattım.."Ne bileyim öyle dediler dedi." ben de "Hafize ablanın babası öyle iiid etti ancak . Doğru değil. Bi de milletin dedikodudu "diye 60 yıllık yanlışı doğrulamaya çalıştım.
adam, analığımın tarlasını icara ektiğini vs anlattı.
Cafiyelerin eve gelirken Süleyman ağa ; Esatın oğlu Osman dedi.
Ben de kocağlandan Esat ağa tarla komşumuzdu..Ancak Osman'ı hatırlamıyorum
Sadece iki kardeş Sülo ve Nuretinin çocuklar bizimle okudu.
Biri Irasıl.. diğerinin ismini unutum dedim.
Süleyman ağa onları anlattı.
...
Cafiyelerin bahçeye girince Süleyman ağa, kendi sunurması altındaki köşke davet etti.
Söğüt altında güzel gölge ve ssedirler.
Orada muhabbete başladık. Hanımı vs geldi.
Sonra Fazlı ağa..
Çölloyu ben çağırdım.
Akrabalarla hoş vakit geçirdik.
Çay ikram edildi.
ben de onlara hemen başımız üstünden kopardığım söğüt yapragı çayı yaptırıp içirdi. Güzerlmiş dediler.
..
Bir münübüs geldi.
İçinden bir genç ve hüçük kız bize yöneldiler.
Gencin elinde gazete küpürü.. hasta bir çocuk haberi..
Ekin topluyor.
ancak köyün çogunu da isim ism biliyor.
Ben den de para vs istedi.
"Ben yetimim. ne anam, ne babam kaldi.Dedem ebemde yok"diye başımdan savmaya kalkınca "Eğer sen bu köyü yönetsen bu köy çok ileri gider.. Sırtı yere gellmez"dedi.
Süleyman ağa, nede olsa hanemize gelmiş. Kim bilir kimdir diye 20 lira verdi..
Paraalmıyorum ekin alıyom diyen genç ağzında bir sürü yağcılık lafları ile hiç de fena olmayan münübüsüne binip giiti.
....
bu arada Cafiye Bekir daymım oğulları Zakir ve Sait'inde köyde olduğunu söyledi.
Zakiri aradım. Gel çay içelim dedi.
Ancak" çay değil sadece suyunu kaynatın ..Söğüt yaprağı ile geliyom "dedim..
Bekir dayının avluya selam vererek girdim.. Bir çocuk ağlıyor ..
Daymın gelini rahmetli Bekir in hanımı Molla dayımın kızı Sevim buyur diye karşıladı.
Dilenci çocuğun oyuncağını kapmış, çocuk ona ağlıyor.
sevime Zakiri sordum.
Onlar üst kattalar.
Burası tellioğulları
onlar seferoğulları dedi.
zakirin balkondansesi geliyor, kendi görünmüyor.
Anlaşılan küsler. balkona oturmuş Açığa cıkmıyor.
yandan dik olan merdiveni güç bele çıktım.
..
hemen geline kaynayan suyu istedim.
söğüt yaprağını bardağa koyduk. üstüne kaynar su.
ikimiz de onu içtik.
Zakir, çok güzelmiş. Bunfdan sonra bende hep bunu içertim dedi.
...
Çok durmadım..
illa ben sizinköye bırakayım dedi.
Öüne kurt, çakal çıkar dediyse de insan çıkmasın yeter dedim.,
vedalalaşarak kendi köyümüze doğru yola kaoyuldum..
Hozana vardığım da ikindi ezanı okundu.
Hem orduğlundan hem de küçük hıradan gelen ezanı dinledim..
Mustafa eniştem Orduğlunda imam dı. İlk anfiyi alarak bana kurdurmuştu. Onu hatırladık..
..
ve geze geze nice nice hatıraları yad ederek köye vardım. Akşam olmak üzere idi ..
Orduğlundan Kaleycikkaya ya
Haydar dayımın oğlu Ramazan'ın mezarı
Benden büyüktü ancak çocuklukta arkadaşım..
çalışkan genç..
biz Dikmende iken çok hazin bir şekilde vefat etmiş
ciğerimiz dağlamıştı,
Getirip buraya defnetmştik..
her ziyaretimiz de uğrarız.
yine hasretle uğradık..
Cenabı Allah, cümle geçmişlerimize rahmet eylesin.
)))))))))))))))))))))))))))))))
Yıllar önce
çocukluk yıllarından beri
gece
gündüz gidip geldiğimiz ve nica anılar olan bu yollar
bir kez daha ayay olarak arşınladık.
PEMPENİN TARLA ve Kocağlan çeşmesi
Esat ağanın oğlu Osman
kötü köyden pempenin tarlayı, oğlu ömer satmıştı.
Ancak Duran kağ muhtar olarak senet yaparak yatak da yatan çok yaşlı pempe ye parmak bastırmışlardı.
Babam o zaman kimsenin gününün yetmediği 90 bin lira vermişti. Tabi para yerine bir sürü filik seyisler
.
bunu niçin Rahmetli babam ne çamurlar çiğnedi.
tam bir kitaplık hikaye.
sonra mirascılar ki tacırığın etey , anam satmadı diye dava ettiler
Senedi yapan kaynanası olduğundan mirasa ortak olacağı için ben yaptım demedi.
tarlayı yayıyorlardı.
babam, kaymakama bununla beni kast ederek çocuk okutuyorum , tarlamı yayıyorlar deyince Kaymakam özel devriyeler çıkarmıştı.
bu arada emirlerin bekçilerine sene de bir çift lastik aldığı için Emirlerin bekçileri koruyordu.
Sonra tarlayı satarak
Pamucaklı .. ustanın teşviki ile sanayşide dükkan aldı.
Dükkanı aylık 150 liraya kiraya verdi
daha sonra da 1980 de dükaknı 2 milyona satarak, bir milyonu ile traktöre karasör, pulluk vs takımlar aldılar. köye ev yaptırdı. 500 bin lirasını bana verdi dükkan açtım. Tekrar yüz bin lirasını geri istediler.. Dükakna verecekleri ilave 500 bini göndermeyince battım. zira 500 bin daha gelecek diye borçlanmıştım..
Kimseye de bir şey diyemedim.
.....
Aşağımızda
kocaoğlan pınarı vardı.
orada esat ağanın tarla
ve yakınımızda da "efendi ağ 1 diye konuşan ve ' illa gümüş cinsi" diye sırma peşinde dolaşan meşhur sabrinin babası Kel memmet Alinin tarlası vardı.. ..
İkinci hanımı saf birt insandı
Mehmet ali, " Hanım, tahtanın birini atlayıp diğeribi tırmıklıyor. Bende yeniden tırmıklanmayan yeri tırmıklıyorum" diye ne kadar zorlandığını soylerdi.
:::::::::::::::::::::::::::::::::
HOZAN ve
Yaktığım çaput bağlanan karamuk bükü..
Bu günlük yiyecek olarak nasibimize bu ay çiçeği düştü.. arladan uzakta yolun şarampolünde çıkmış.
kimsenin olmadığı için bunu kısmet diye yedim.
...........................................
///////////////////////////

Sık tarla da .. Alim pınarı
Fikir,
zikir,
şükür.
İkindi geçmiş, Güneş Elmalıdan düzyaprağa doğru Batıya dönmü
adeta veda vakti geldi der gibi
Fakat ..
Tüm ay çiçekleri doğuya, bize dönmüş bu garip yolcuyu Hoşamadi yapıp Selamlıyor.
hele hele çok hoş esen üzgarla sallanan
adeta zikreden otlar...
vaziyeti anlatamam
hazı, lezeti
ruh dinginliğini yazama.
Elva de ali Pınarı..
SUBAYIN PINAR
Hasan enişte yaptırmış..