29 Eylül 2006

Harman Zamanı

Yıl 1980.. Bir harman zamanı.. Rahmatli Said ağbi (Said Danlı) Hidayet ve Musa Çavdar(İkiside şuan Fransa'da) Seyit ve Necip Çavdar Necati Çavdar'la bağlara yakın yerdeki tarladayız Sap yüklü traktör Anşağıya gelirken köyün resmini çekmişiz Posted by Picasa

Eski ev ve Anam

Resim 1978-79 yıllarına ait Ev halkı eski evin önünde Anam ve ben 1977 Diyarbakır anısı Posted by Picasa

23 Eylül 2006

Küçük Hırka, eski hali

Küçük Hırka'nın 1980 başlarında çekilmiş resmi Posted by Picasa

19 Eylül 2006

Küçük Hırka Köyü'nün Delikanlıları: Mehmet Öztürk(Bozağcı) Codarlardan Sadık Çavdar-Salih Çavdar kardeşler..

Köyün delikanlıları demiştik..
 En genci! 
1340 doğumlu.ve 2006'ya göre 83 yaşında
 Geceleri saymazsak daha 40 larında..





























 Posted by Picasa



1- Lakabı: Memmet Kağ Şerifin Hüseyin'in Memmet Buzağcıların Memmet Her ne kadar kendi anneside Necip Hoca'nın kızı Şerif hanım olsa da, babasının adıyla yani Şerefin Hüseyin'in oğlu anlamana gelen Şerefin Hüseyinin Memmet olarak tarif edilir) Resmi İsmiMehmet Öztürk 

2- Lakabı: Sadık Kağ veya Sadık Ağa Codunun Sadık Codarların Sadık Arif kağnın Memmedin Sadık Resmi İsmi : Sadık Çavdar 

3- Salif Ağa Coddunun Salif Codarların Salif Arif kağnın Memmedin Salif Resmi İsmi: Salih Çavdar

https://khirka.blogspot.com/2006_09_14_archive.html?fbclid=IwAR3DwsYOrcQepVKDF7twD_A9rCrvlLIwRKwKBSP2oPBsNjWJ16ToiyXRGUc














UNUTAMADIM

Düğünlerde GIZ, OĞLAN güreşlerini
Gıptayla seyredilen at yarışlarını
Mezarlık yolunda cirit oynanışını
Her düğünde “KEŞKEK”in yapılışını
Unutamadım
“CODARLAR”ın kış günleri “HELLE” içmesini
“DANLILAR”ın pilava “PİLOV” demesini
“İMAMEVİNİN” misafirle “HEDİK”yemesini
Güreşlerde yiğitlerin “POTUR” giymesini
Unutamadım
Kuşburnundan yapılan EZMEYİ
Kış yarısında “
AYI GEZME’yi
Tavşan sulu “ARABAŞI”yemeyi
Ekşi pekmezden “ÇALKAMA”yı
Unutamadım
Anamın “DÜĞÜL”, ”ÇATALAŞ”ını
“HASIDA”yı,”DUTMAC”ı,”TOYGAŞI”nı
Hep birlikte kaşıkladığımız “KATIKLAŞ”ını
Irgatlıkta Kocaoğlan’da su başını Unutamadım
Hökebağları’nda kehribar, kara üzüm asmasını
Gençlerin SİN SİN oynayarak bağda yatmasını
Tüm köylerin gelinli, kızlı süslenip gitmesini
Kınalı parmakların üzümleri “ÇETEN”e atmasını Unutamadım
KARABAYIR’ da kekiğin kokusunu, kekliğin ötmesini
Kuzuların “KOMLERDE” analarına katılmasını
Koşu mallarının “HOŞOĞLU”nda gece yatmasını
ÜRÜSTEM’ in köyden köye hoparlör gibi ötmesini Unutamadım

Mehmet-Ali Özbahar ve Memiş Çavdar

Hehmet-Ali Özbahar Haşimin Mehmet ve Ali Kardeşler (Eşşek Haşim de denilen babaları İstiklal harbi gazisi olup takaüt maaşı alan iki kişiden biri idi.
Hanımı Emiş ve Habib (hebib) Danlı  kardeşler Mehmet dedemin bacısının çocukları )
 Ortada oturan Memiş Çavdar ( Körülü'nün Memiş..) Posted by Picasa

15 Eylül 2006

Free Web Counter Free Web Counter

NECATİ ÇAVDAR'IN 8-12 EYLÜL 2006 da yaptığı KÜÇÜK HIRKA Ziyaretinden İZLENİMLER

NECATİ ÇAVDAR'ın yeğenin düğünü nedeniyle 8-12 EYLÜL 2006 da yaptığı KÜÇÜK HIRKA Ziyaretinden İZLENİMLER... Bu bölümde; sadece belirtilen tarihlerde Alaca, Küçük Hırka, Boğazkale, Evren ve Sungurlu'da çekilen resimler yer almıştır. BİZDEN BU KADAR Küçük Hırka Köyü ile ilgili bir başlangıç yaptığımızı düşünüyoruz. Gerek yorum ve gerekse bilgi, belge, anı ve fotoğraflarla destek olacaklara, daha ilerisi ve iyisi için katkıda bulunacaklara şimdiden teşekkür ederiz. Eğer, bizimle temes kurmak, bilgi, belge, anı ve fotoğraf göndermek isteyen olursa; 0542 346 10 47 nolu telefondan ve ncavdar@hotmail.com necaticavdar@gmail.com NecatiCavdar2004@yahoo.com adreslerinden ulaşabilirler.. NECATİ ÇAVDAR ve KÜÇÜK HIRKA KÖYÜ ile ilgili olarak; www.haberbir.com www.blogcu.com/necaticavdar www.necaticavdar.blogspot.com www.codaroglu.blogspot.com www.sairinyeri.blogspot.com/ www.benimblog.com/necaticavdar www.necaticavdar.sitemynet.com adresleri ziyaret edilebilir

14 Eylül 2006

Sungurlu

Sungurlu Saat Kulesi Şehir merkezinde Ulu Cami yanında 1891 yılında Kaymakam Edip Bey tarafından yaptırılmıştır. Mimarı Yozgat Saat Kulesi'ni yapan Yozgatlı Şakir Ustadır. Yapı kare prizma gövdelidir. Gövde silmelerle sekiz kata bölünmüştür. İkinci kat hariç, her katta, yuvarlak kemerli küçük pencereler yer alır. Kesme taştan yapılan kulenin en üst katında, dalgalı, saçaklı ahşap bir köşk, onun altında dört yönde yuvarlak saat kadranı, onun altında demir parmaklı balkon bulunur. Saat kulesi çelik halat ve 50 kilogramlık kovalar vasıtasıyla çalışmaktaydı. Bugün elektronik bir mekanizmaya bağlanmıştır. Kuleye kuzeye açılan yuvarlak kemerli kapıdan ahşap merdivenlerle çıkılır. Saat mekanizmasını Çorumlu İbrahim Usta isminde birisi tarafından yapıldığı, çanının ise Amasya'da görev yapan bir Alman Konsolos tarafından hediye edildiği söylenir

Tamda 12 Eylül günü "Netekim" general Kenan'a izafeten ismi değiştirilen EVREN Beldesi'nden(Yekbas'dan) geçtik

Eski ismi Yekbas olan Evren'in Höke Bağları ok meşhurdu. Adeta festival havasında büyük şenliklerle bağ buzumu yapılırdı. Höke Bağları'nda sadece Yekbas'ın bağları yoktu. Çevre köylerin hatta Çorum, Yozgat ve Ankara'dan insanların tapulu bağları vardı. Belkide bu yöne ile tek örnek köy idi Farklı köy ve illerin aynı yerde mülk alması, üretim yapması,buluşması bilenen bir şey değildi. Ancak Yekbas'ta durum bu idi. Kehribar gibi, bal küpü üzümleri ile dikkat çeken Yekbas,eskiden beri bağlı olduğu Boğazkale'den hep büyük olmuştur. Yekbas'ta, Höke bağlarında çok bağbozumu şenliklerinde bulunduk. Bir gün önceden gelerek bağ beklemek ve gece şenliklerine şahit olmak büyük bir zevk idi. Bu konuyla ilgili geniş anlatımı yazmayı planladığımız "Kır At" isimli romanda yer vereceğimizi belirterek, Yekbas'da ilkokul zamanına ait bir anımı paylaşlmak isterim. Okulumuz ve hocamızla Boğazkale'yi, Hattuşaş yerleşim yerilerini ve dini mekanları olan Yazılı Kaya'yı ziyaret ederek Yekbas'a geldik. Yekbas ilkokulu çok eski Bu ziyaret sırasında ilk defa İnönü maskına bu köyde rastladım.Resmi dairelerden Mustafa Kemal'in resimlerini indiren İnönü, okullara asılması için Mustafa Kemal yerine kendi kellesini göndermiş. Sarı renkli dairesel bir mağdene(para şeklinde ve pirinç olsa gerek) işlenmiş İnönü kabartması okulun deposunda "demirbaş" olarak duruyordu.. Bu maskın anlamını o dönemde kavrayamamıştık ancak sonraki dönemde ne anlama geldiğini iyice belledik.. Biraz önce Boğazkele Kaymakamlığı bahçesinde rastladığımız Evren Blediye başkanını orada bırakıp, "Netekim" biz tamda 12 Eylül'ün yıldönemende 12 Eylül günü Ankara'ya ulaşmak üzere Yekbas'dan şimdiki adı Evren Beldesi'nden geçip gidiyoruz. Posted by Picasa

30 yıl sonra Boğazkale'de ziyaret..Halim Yılmaz ve Boğazkale ekmeği

Alaca'dan ortaokul arkadaşım Halim Yılmaz, şimdi Boğazkale Sivil Savunma Müdürü olarak hizmet veriyor.
 Geçerken uğrayıp merhaba dememek olmazdı.
Saat 12'ye dakikalar var..
Habersizce kapısını çaldık.
 Günlük ilacını alırken yakaladık.
Bir çayını içtik.
 Hasret giderdik.
 Bu arada Halim'in yanında ekmekler dikkatimi çekti. Boğazkele ekmeği.. Halim Yılmaz öyleyin eve gidecek, coluk çocuk yemek için ekmek bekliyor olmalı..
Kendisinden iki tanesini bana vermesini istiyorum.
 O, "Olmaz hepsini sana vereceğim, ben yine alırım" diyor.
 Ekmek her yerde var. Ancak Boğazkele ekmeği farklı. Eskiden, çok ama çok tatlı idi.Ve çok geç bayatlardı. Hele iyi pişirilen kabuk kısmının kapattığı ve adeta tel tel ayrılan iç hamuru.. Kabuk ayrı tat, içi arı tat.
 Ekmeği hiç katıksız yiyebilirdiniz.
İsterseniz günlerce bekletir sonra ayrı bir tatla yerdiniz.
Bayatlamak!..
Boğazkale ekmeği için söylenecek bir söz değildi..
Sağ olsun her zamanki gibi alicenaplık gösteren Halim, tüm ekmeklerini bize verdi.
 Yolda,çoğu Kıcıklı -Yüksekyayla-gençlerden olan ve münibüsdeki yol arkadaşlarımıza sadece ekmek ikram ettik ki gençler meselenin farkına varsınlar.
 Ekmeği tadanlar, güzelliğinde birleşti. Ancak yine de çok güzel olmasına rağmen eski tadından fire vermişti. Yoksa bana mı öyle geldi?
 Bu arada Halim Yılmaz kim diyenler olabilir?
Halim Yılmaz, aslen Hışır'lı..
 Bizim köyün ilk öğretmenlerinden yedek öğretmen olarak gelen Ali Yılmaz'ın ve Alaca'da herkesce bilinen Berber Ahmet'in kardeşi..
Alaca'da bizim köye eskiden yaya gelinen yol üzerinden, Hüseyin Gazi edresesi yönünde "Söğüt özüne "doğru  Set'i geçince evleri vardı.
Yıl1972 demek ki tam34 yıl olmuş bu resmi çektireli.
.Ben hayatımın tümü ile ilgili bir site yaparak bu tür resimleri orada yayınlayacaktım. Ancak resim Halim'den gelince bu blogda da yer vermeyi uygun buldum.
Ne dersiniz?

BOĞAZKALE'DEN GÖRÜNTÜLER ve Yazılıkaya

Küçük Hırka (hıra)-Yüksekyayla(Kıcık)-Boğazkale güzergahından Sungurlu'ya geçerken arabada ancak bu görüntüleri alabildik. Eğer imkanbulup durup çekse idik, sizlere tarihi mekanlardan farklı fotoğraflar uluşturmamız mümkün olabilirdi.Ancak ol uzun, direksiyonda Seyit Kaptan (Seyit Çavdar), minibüste bizi bekleyen 12 kişi vardı. Bizde onlara uyduk..       Posted by Picasa
YAZILIKAYA

Boğazkale

Tarih ismiyle Hattuşaş,

Döneminin cihan devleti Hitit İmparatorluğunun Başkenti





Hattuşaş ören yerin de başkentin sivil askeri ve dini yönetim birimleri.

Ticari alanlar tüm görkemi ile sizi bekliyor.

Gizliliğe büyük önem veren devlet yapısı içinde Surlarla çevrili devlet birimleri dışında dini alanda var

Hattuşaş ören yerinin 2 km. kuzeydoğusunda yer alan Yazılıkaya Tapınağı, bu dini alanın merkezi durumunda. Çevresinde ise din adamlarının yerleşim mekanları mevcut.

Her yıl büyük festivaller şeklinde imparatorluğun her yerinden gelenlerin katılımı ile gerçekleştirilen dini taplantların yapıldığı merkez, Yazılıkaya, önünde Hitit mimari özelliklerinin yansıtıldığı iki kaya odadan oluşmaktadir

Yazılıkaya Tapınağı’nin kayalığa yapılmış olan bu odaları "Büyük Galeri" (A odası) ve "Küçük Galeri" (B Odası) adıyla anılmaktadır

Ayrı bir girişi bulunan Küçük Galeri’yi girişin iki yanında bulunan aslan başlı, insan gövdeli, kanatlı cinler korumaktadir. Küçük Galeri'nin batı duvarında sağa doğru sıralanan on iki tanrı, doğu duvarında ise fotoğrafta görülen Kılıç Tanrısı ile Tanrı Sarruma ve himayesindeki kral IV. Tuthalia yer almaktadir.





      Posted by Picasa

Cinçakmak bölgesi-Boğazkele

        Posted by Picasa

KÖYÜN DELİKANLILARI!

1- Lakabı: Memmet Kağ Şerifin Hüseyin'in Memmet Buzağcıların Memmet Her ne kadar kendi anneside Necip Hoca'nın kızı Şerif hanım olsada, babasının adıyla yani Şerefin Hüseyin'in oğlu anlamana gelen Şerefin Hüseyinin Memmet olarak tarif edilir) Resmi İsmi: Mehmet Öztürk 2- Lakabı: Sadık Kağ veya Sadık Ağa Codunun Sadık Codarların Sadık Arif kağnın Memmedin Sadık Resmi İsmi : Sadık Çavdar 3- Salif Ağa Coddunun Salif Codarların Salif Arif kağnın Memmedin Salif Resmi İsmi: Salih Çavdar Posted by Picasa

13 Eylül 2006

Küçük Hırka Köyünde İsviçreliler, ŞEKER PINARI'NDAN SU İÇMEK VARMIŞ

Kim demiş, bu köye turist gelmez diye?
İkisi de Lise öğretmeni ve tam 63 yaşındaki İsviçreli bayan Vivian ile bay Walter Uebersax, binmişler jiplerine Edirne, Çanakkale, Konya, Kapodokya üzerinden Hititlerin Başkenti Hattuşa'ya-Boğazkale'ye -ulaşmışlar..
Sonra Alaca üzerinden Alacahüyük'e gidecekler. Oradan Samsun, Trapzon, Gümüşahne üzerinden Van'a inecekler.. Alacahöyük'e giderken Yüksekyayla - Küçük Hırka köyleri arasında yol üzerine şu an Fransa'da bulunan Hidayet Çavdar çeşme yaptırdı.
Sadık ağa, bir gün önce Köse tarlada, çeşmenin kaynağındaki kavakları kışlık yakacak yapmak üzere kestirmişti.
Biz onları yüklemek için gittiğimzde çeşmede yabancı palakalı bir araç duruyordu. Su içmek üzere çeşmeye gittik. Bayan Vivian, taze fasülye yıkıyordu..
Suyumuzu iştik.Biraz tarzanca sohbet ettik.. Sadık ağanın yanına dönerek durumu izah ettik.Adamlar yemek hazırlığında diye ekledik.
Rahmetli anam Gürcü hanımın zamanında evinden, odasından misafir etksik etmeyen, geleni yemeksiz kaldırmayan Sadık ağa, Elif karı döneminde misafir yüzü göremez, misafirlere "buyurun" deme kudreti bulamaz olmuştu.
Nede olsa misafirsever ve evde şimdilik Ankara'dan gelen gelinde var.Hatice hanım onlara elbet yemek hazırlar, Sadık ağa eski günleri hatırlamanın keyfini sürerdi.
Hemen "Neden davet etmediniz. O insanlar misafir.Yemek yapmakda ne? Gelsin yemeği bizde yesinler" demez mi?
Dorusu bizde misafiriz.Ve evsahibi Elif anaya tabiyiz..Sadık ağanın tabi olduğu gibi.. O nedenledir ki; turiste olsa köye gelen "Tanrı misafirini" biz davet edememiştik.
Babamın bu çıkışı sayesinde cesaret bulduk.
Tekrar yemek daveti için 50 metre ötedeki çeşmeye gittiğimzde bayan Vivian'ın yıkadığı taze fasülye ve kabakları Bay Walter poşete koyuyor,altından delik açılmış poşete koyduğu fasülyeleri sallayarak suyunun "sırkmasını" sağlıyordu.
Bay Walter, -içi azda olsa- bayan Wivian'ın yıkadığı fasülye ve kabak dolu poşeti sallarken fasülyeler yere saçılmaz mı?
Tam sırası.
Çeşmenin üst tarafında, Köse tarladaki taraktöre kesilmiş ağaçları yükleyenlere nazaret eden babamı göstererek;
"Boşa uğraşmayın.Amca sizi yemeğe davet ediyor" dedik..
Biraz tereddüt biraz şaşkınlıkla, kendi aralarında konuşup, anlaştılar.
Nereye gideceklerini sordular, söyledik.
Ve karar verdiler.
"Yemek yemeyiz.Sadece çay içeriz.." O halde anlaştık.Bay Walter, sür arabayı Sadıkağanın eve.
Harman yerine geldiğimizde, evi mi açık havayı mı tercih edeceklerini sorduk.
Onlar açık havayı tercih ettiler. O halde en uygun yer Şeker Pınarı başı.
Hemde ağaçların serinliği var.
Hatıce hamın, çay ve beklenmeyen tanrı misafirlerine ikram için kolay yiyecekler hazırlığına çoktan koyulurken, "Buyurun Şeker Pınarı'na" dedik.
Önce Codaroğlu ailesinin en küçüklerinden Recep, sandelye için koştururken imdadına sonra Samet yetişerek iki sandelyeyi kapıp Şekerpınarı'na yerleştirdiler.
Bizde zaten Şekerpınarı'na gelmiştik.. Posted by Picasa