Peki o şaşmaz büyük mahkemede halleriniz nice olur?


Biz,Küçük Hırka'ya gitmek üzere Alaca'dan hereket ettik.
Büyük Hırka'dan şahit oalarak Kazım dayı'yı alacağız.Vakit öğle vakti..
Sorduğumuzda yenge, "Kazım; camiye gitti.. Fakat Ramzan (Çavdar) telefon etti Keşif gelmiş, gitmiş..Gerek kalmadı zahmet etmesin dedi"diyerek durumdan haberdar etti.
Köye gitğimizde öğrendik ki, saaat iki de (14 de ) gelecek olan keşif saat 10 da bizim köyden başlayıp, Evciye doğru inmiş.. Yani gitmemmiz bir işe yaramamış.
Keşif gelince koca köyden şikayetçi olarak sadece eski muhtar Recep Danlı ve amcamın damadı Satılmış Ceylan gelmiş..
Başka da kimsecikler yokmuş.Hakim, harman yerine aracı park ederek tarlaya şöyle bir bakmış..Ve gitmiş.
Sonuç;
Mahkemede belli olacak..
İşin yoksa git gel..
Zulüm ki ne zulum..
////////////////////////////
3091 TERÖRÜ
Köyde bayağı ilginçlikler yaşanır olmuş.
Sadece 350 yıllık bizim tarla şikayete konu olmamış.
Muzaffer'in Ali Karadere, garaj yapmış..
O'nu şikayet etmişler.
Mavilinin Halil dayının oğlu Aziz Kıran , bahçelerine tandırlık yapmış Onu..
Kamilin Ahmetin torunu; Hacı Ahmet'in oğlu Yasin Karakaya, besi ahırı yapmaya kalkmış..Özel idereye şikayet etmişler. Neymiş?.. 1,5 milyar harç yatırsınn..
Birileride nefretini tatmin etsin.
En garibide uçan arılar.
Köye yıllar yılı Ordu'dan arıcı gelir.
Üretimini yapar gider.
Kimse bir şey demez.
Dememeli de ...
Ancak Memiş'in Haydar'ın torunu Ahmet Arslan, mezarlığın altındaki kendi tarlalarına ev yapıp arıcılığa başlayınca iş değişir.
Ve "arılar şikayet konusu olur.
Gerekçe ; "Arı çiçek yiyor"
Arı çiçek yer ve bu faliyeti ile mahsullerin döllenmesine yardımcı olur.
Bu ülkede domates daha çabuk ürün versin diye İsrail'den sadece tohum değil arı ithal ediliyor.
Fakat, küçük Hırka'da arı hasetliğe kurban ediliyor.
İlme, mantığa ve vicdana uymasada birileri şikayet etti diye bu ülkenin memurları işlem yaparak cezalar veriliyor.
Vatandaşın tarlaları, ilgililere rüşvet vermedi yada komisyondakilerin hasei nedeniyle mera ve hazineye kayıt yapılmış.
Devletin, "vatandaşın proplemini çöz "diye görev verdiği memurlar, şikayet var diye garibanları mahkemelerde süründürüp, birilerine harcırahtan kaymaklı gelir sağlıyor..
Bu durum sadece Küçük Hırka'damı yaşanıyor.
Hayır.
Alaca'nın tüm köylerinde..
Medeni Kanunun ilgili maddesi dururken "yalancıların " beyanı esas alınıp;(köye, köylüye ve şikayetedene fayda sağlamayan .ancak kimi memurlar harcırah alarak sebeblenmesine neden olan) 3091 sayılı yasa uygulaması ile adeta işinde gücünde ve üretim peşindeki köylüye terör estiriliyor...
Bu vesile ile ..
60 Yıl Önceki haset ve kinin 60 yıl sonra Recep Danlı'nın muhtarlığı döneminde tekrar HOTLATILMASINI gelecek nesle ibret olması için;
Şikayet sonucu resmi kişil

erin kararlarını ve savunmaları dikaktinize sunacağız..
ALACA ASLİYE CAZA MAHKEMESİNE
Davacı:
Alaca Kaymakamlığı
Davalı:
Ramazan Çavdar
Küçük Hırka Köyü –Alaca/ Çorum
NKNo:39175074028
Konusu:
Alaca Kaymakamlığının Küçük Hırka Köyünde köy içindeki tarlamla ilgili olarak yaptığı suç duyurusu üzerine açılan Kamu Davası
AÇIKLAMALAR:
1- Ekim – dikim yaptığım gerekçesi ile üzerime suç atlan tarla Kadimden beri ekilip – dikilmektedir. Şeker Pınarı’nın varlığı kadimden beri buranın ekilip biçildiğini gösteriyor.
Takriben 150-200 yıl önce köyümüzde Bekir Kağ, adıyla bir insan yaşar.
Şeker pınarı ve çevresi onun.O’na da baba -delerinden kalır.
2- Bekir Kağ tarafından işlendiği bilinen, Bekir Kağ’dan çocuklarına ve torunlarına intikal eden arazi , 1950 başlarına kadar Bekir Kağ’a muris dört ayrı ailenin ortaklaşa ekip biçtiği, bu tarihte HAK sahipleri aileleri temsilen Süleyman Aykaç, Mehmet Kaya , Bekir ve Mustafa Çapraz’ın tarafından müştereken Muhtar Nurettin Arslan’ın düzenleyip onayladığı senetle değeri karşılığında dedem Mehmet Çavdar’a satılmıştır.
Bu mülkiyet değişimi sonrası; dedem, babam tarafından KESİNTİSİZ VE (Nizasız ) ÇEKİŞMESİZ İŞLENEN TARAIM ARAZİSİ, BABAMIN VEFATI SONRASINDA DA MİRASÇILAR ADINA TARAFIMDAN EKİLİP BİÇİLMEKTEDİR.
3-Tarlayı alan dedem, buraya ev, ahır, samanlık,yunaklık ve tandır ve misafir odasından oluşan kompleks binalar inşa ederek, tarla içindeki Şeker Pınarı denen çeşme altında kalan yeri meyve – sebze bahçesi yapmış kalan yerleri ise kesintisiz ve HER YIL OLMAK KAYDI İLE onlarca yıl ekip biçmiştir.
Tarlanın yanındaki taşlık alan; dedemin aldığı zamanda işçi çalıştırmak suretiyle imar ve ihya edilerek imar ve ihya edilip, buğday, arpa, çavdar gibi mahsullerin işlendiği “büyük” ve mercimek, nohut gibi mahsullerin işlendiği “küçük” harman olarak dededen –toruna intikal ederek ÇEKİŞMESİZ(Nizasız ) VE KESİNTİSİZ tarafımızdan kullanılmaktadır
Dedem’den işleri alan Babam Sadık Çavdar ve Salih Çavdar, bahsedilen tarla içindeki evde yaklaşık 20 yıl oturduktan sonra 1970 başlarında kendilerine yeni ve ayrı iki ev yaparak , eski evin yerini ve bahçesini tarla olarak kullanarak daha önceki ekip biçtikleri tarlaya ilave ederek ekip biçmişlerdir.
4- Dedem Mehmet Çavdar’ın vefatıyla Babam Sadık Çavdar ve amcam Salih Çavdar, bahçe ve tarlayı verim durumu da dikkate alarak kendi aralarında bölüşerek yine hiçbir ÇEKİŞME (Niza)OLMADAN ve KESİNTİSİZ olarak her yıl ekip biçmeye devam etmişlerdir.
5- Babam Sadık Çavdar, kendisine düşen ve en az amcamın tarlası kadar büyüklükteki alanı –ki babama düşen tarafın verimi az olduğu ve o zamanlar boş olan harman yerleri nedeniyle köye uzaklığı dikkate alınarak amcama düşen taraftan daha daha geniş idi-40 yıla yakın bir zaman diliminde KESİNTİSİZ ve ÇEKİŞMESİZ olarak HER YIL EKİP BİÇMEYE devam etmiştir. Bu duruma ne köylü, ne Muhtarlar nede Kaymakamlık gibi resmi kurumlar itiraz etmemiş,her hangi bir çekişme yaşanmamıştır.
6- Babam Sadık Çavdar’ın sağlığında olduğu gibi babamın 2007 de vefatından sonrada MİARASÇILARIN RIZASI İLE bu güne kadar her yıl tarlayı, bahçeyi işledim. Harmanı kullanmaya devam ettim.
7- Türkiye ve Bölge illerinde ilçelerinde olduğu gibi Tapu ve kadastro ölçümleri yakın zamana kadar yapılmamış olduğundan Kadimden beri ekilip biçilen bu tarlanın kullanım hakkı satış senedi ve zilliyet yolu ile Mehmet Çavdar oğulları tarafından kullanılmakta burada en azından 60 yıldır evleri, ahırları ve harmanları, Şeker Pınarı adındaki su kaynakları ve dikili bahçeleri ile tarla bir bütün olarak işlenmektedir.
Ancak 1983 yılı kadastro çalışmasında her nedense 1960 sonlarında yapılan ev ve bahçe ayrılarak harmanlarımız, 1950 başlarında yaptığımız ve halan tarla olarak kullandığımız yer dahil tüm tarla kayıt dışı tutulmuş.
Buna rağmen çekişmesiz olarak tarlamızı bir bütün olarak ekip biçmekteyiz.
Bir bütün olarak dededen toruna intikal eden, aralıksız ve çekişmesiz olarak zilliyetimizdeki “TARLA, BAHÇE VE HARMAN YERİ”; Köyümüzde kadastro çalışmaları yapıldığı zamanda şimdide aynı konumda olup, kadastro çalışmaları sırasında her nedense ayrı parsel yapılarak1. pafta 2046 nolu parsel şeklinde sadece ev ve bahçenin babam Sadık Çavdar adına zilliyetine tescili yapılarak harman, eski ev yerimiz ve kadimden beri çekişmesiz ve kesintisiz Tarım arazisi olan tarlamızın farklı parseller şeklinde tescilinin yapılmadığını tarlanın bir kısmının (2217 parsel) mera olarak tespit yapıldığını yeni öğrenmiş bulunuyoruz.Bahse konu tarla kadimden beri işlenmekte ve kadastro çalışması öncesi, kadastro çalışması sırasında da işlenmiş, sonrasında da
ARALIKSIZ VE ÇEKİŞMESİZ (Nizasız )olarak işlenmeye devam edilmiştir.
Kadastro çalışmaları sırasında mera ve taşlık arazi olarak yapılan tespitlerin – köyümüzde başka örnekleri olduğu gibi - HAYALİ yada Kadastro tespiti sırasında mahalli bilirkişilerin yanlış beyanda bulunarak araziyi KASITLI olarak yanlış tespit yaptırdığı bir gerçektir.
Her ne kadar 1983 de kadastro geçince sadece ev ve bahçemiz kayda geçirilmiş olsa da belirttiğim zaman dilimlerinde 60 yıldır tarafımızdan işlenmektedir.
ZİLLİYET YOLU ile babadan evlada intikal eden arazi
KADİMDEN beri arazi tarım ve hayvancılık yapılarak kullanılıp, korunmuş ve işlenilerek bu güne kadar gelinmiştir.
Mahallinde keşif yapıldığında yukarıda mevkisini yazdığım arazilerin kadimden beri işlendiği, dededen- babaya, babadan toruna çekişmesiz ve kesintisiz işlene gelen arazi olup olup, zilliyet ve tasarrufumuzda bulunduğunu;
Hudutları belli olan tarlanın hiç bira zaman ve dönemde köy merası olarak kullanılmadığını,
Başta Muhtar Recep Danlı’nın annesi Hüsne Danlı ve eşi, kardeşleri dahil en yakınları ile şu an görev yapan ihtiyar heyeti üyeleri olmak tüm köy muhtarları, köyde görev yapmış öğretmen ve imamlarla aklı selim her birey tarafından bilinir.
Ancak kadimden beri işlenen ve deden toruna ekip biçtiğimiz yerin hiçbir dönemde mera olarak kullanılmadığı gerçeğine ve Medeni Kanuna göre HAK Kazandırıcı Zilliyete rağmen Alaca Kaymakamlığı, 3091 sayılı 4.12.1984 tarihli Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunla bu kanunun uygulama esaslarını belirlemek için çıkarılan “ Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli Ve Esaslarına Dair Yönetmelik hükümleri yerine getirilmeyerek;hiçbir araştırmaya gerek görmeden ve şahitlerin ifadelerini kaale almadan 3091 sayılı yasaya göre meraya tecavüz konu edilerek men’i müdahale kararı vermiş, tarafıma maddi gider yüklemiş ve Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılması için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.
Soruşturma memuru;soruşturma öncesinde, soruşturma sırasında soruşturma sonrasında taşınmaz malla ilgili anlaşmazlığın taraflar arasında Medeni Kanuna göre mülkiyet hakkına dayalı bir müdahalenin olup olmadığı, araştırmamış, arazinin niteliği belirlenmemiş, tarımsal arazi yada mera veya yaylak olup olmadığı araştırılmamış, bunun için ilçe İdare Kurulu kararı; temlik tezkeresi, mera norm kararı ve haritası incelenmemiş,yerel ve uzman bilirkişiler yardımı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde tespit yoluna gidilmemiş, zilyedliğin ihlaline yol açarak beni ve diğer hak sahiplerini mağdur edecek karara yol açıp açmadığını araştırmamıştır.
Kaymakamlık, görev süresi içinde her hangi bir şikayeti olmayıp, seçime az bir zaman kala muhtar Recep Danlı’nın olayı “oya tahvil gayreti” ile şikayeti üzerine - bahçeyi, harmanı ver tarlayı bir bütün olarak yüz yılardır ailemize satan eski sahipleri, 60 yıldır da tarafımızdan aralıksız ve çekişmesiz olarak ekilip biçilen tarlamız hakkında; aynı muhtarın 5 yılık görev süresinin 4 yılında suskun kalıp son yılında tarla YENİ SÜRÜLMÜŞ GİBİ Muhtarın gerçek dışı beyanlarına ve isteğine uyularak araştırma yapmadan, şahitleri dinlemeden ve tarlanın fiziki durumu dikkate alınmadan geçmişteki ve şimdiki durumu tarım arazisi niteliğinde olan yer için - zilliyetimizde bulunduğu halde– yeni bir tecavüz gibi tarafıma bildirilmeyen bir karar oluşturulmuş.
Oysa 25.8.2008 günü köye gelen keşif heyetini kendi aracı ve ücret karşılığında getiren Muhtar Recep Danlı, “Gerek köyümüzde gerekse Alaca’nın bir çok köyünde kadastro çalışmaları sırasında yıllarca tarla olarak ekilip biçilen yerler zilliyetlerine tapu edilmemiş.Bu nedenle yeniden komisyon kurularak sıra ile köylere gelip çalışacaklar. O zaman yanlışlar düzelecek.Sizin tarlada bu yanlış tescillerden biri. Şimdilik ön keşif yapılarak durum tespiti yapılıyor. Daha sonra asıl kadastro heyeti gelecek “demiş ve 24.8.2008 tarihinde köye gelerek tarlaya hiç bakmayan -sadece nerenin daha önce tescilinin yapıldığını söyleyen fen memuru hariç- heyetin çalışması sonucundan haber edilmedik.
Tarafımıza bildirilmeyen Kaymakamlık kararından savcılık soruşturmasıyla haberdar edilerek zilliyetimizdeki yer için keyfi cezalandırılmam yoluna gidilerek oldu bittiye getirildiğim anlaşıldı.
Dededen toruna zillyetimizdeki tarla için hukuk mahkemeleri yolunu seçmeyip Mautar’ın Kaymakamlığa şikayetlerde bulunması, kesifler getirmesi; hem maddi hem manevi olarak zarar vermek suretiyle baskı yapma eylemi olduğu açıktır.
Olay TMK’ da yer alan “
zilyetliğin korunması” hükümleri çerçevesinde olup 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun hükümlerinin aleyhime uygulanması söz konusu olmamalıdır.
Çünkü; 3091 sayılı “ Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun” ve bu kanunun uygulama esaslarını belirleyen “ Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli Ve Esaslarına Dair Yönetmelik’ deki “Tecavüzden kasıt, taşınmaz MALI ZORLA VEYA ZİLYEDİNDEN HABERSİZ İŞGAL ETMEK veya ele geçirmek veya taşınmazın aynında değişiklikler meydana getirmektir.”(Yön.m.11/1) Şeklinde belirtilen “zilliyete tecavüz” söz konusu değildir. “Zilyetliğin korunmasında, dayandığı hak değil, bizatihi zilyetliğin kendisi korunmaktadır. Bu itibarla zilyetliğin korunması davalarında zilyetliğin bir hakka dayanıp dayanmadığı aranmaz.”ilkesi çerçevesinde hiçbir dönemde mera olmayan yer için mera olarak kullanmayanlar değil, kadimden beri ekilip dikilen tarla için 60 yıldır zilliyet eden korunmalı, karar o yönde çıkarılmalı idi.
Zira Hukuk otoritelerinin“Zilyetliğin korunmasında, temelinde bir hak bulunup bulunmadığına bakılmaksızın koruma sağlandığı için haklı zilyetler gibi haksız zilyetler hatta hırsız gibi kötü niyetli zilyetler dahi korunur. Çünkü zilyetliğin korunmasında ki amaç toplumsal hayatın bozulmadan devamını sağlamaktır.” (
ERASLAN ÖZKAYA, el atmanın önlenmesi davaları C.3 sah.109 )Şeklindeki görüş hala geçerliliğini korumaktadır.
Olayımızda kamu otoritesi ve bu otoritenin gücü kasıtlı amaçlar için kullanılmıştır.
HUKUKİ SEBEPLER :
Medeni Kanun, 3091 sayılı zilliyetin korunması kanunu, 3042 sayılı kadastro kanunu ve Davama uyan kanunun ilgili maddeleri
DELİLLER :
Mahallinde yapılacak keşif,
Başta Muhtar Recep Danlı’nın annesi Hüsne Danlı ve eşi
Şu an görev yapan ihtiyar heyeti üyeleri olan Haydar Oğlu Hacı Karakaya ile Osman Oğlu Mehmet Köylü
Ve diğer tanık beyanları, kadastro tespitinden önce ve sonra çekilen fotoğraflar v.s.
SONUÇ ve TALEPLER :
Kadimden beri işlenen ve 1950 başlarından kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihe ve o günden buyana 25 yıl olmak üzere toplamda 60 yıldır DEDEDEN –TORUNA İNTİKAL ederek DAVASIZ,ÇEKİŞMESİZ VE ARALIKSIZ iyi niyetle MALİK SIFATIYLA zilyetliğimizin bulunduğu tarla için ekim –dikim yaptığım gerekçesiyle cezalandırılama isteği, yersizdir.
Ortada 3091 sayılı Kanun hükümlerinin aleyhime uygulanmasına hukuki dayanak olmadığından Beraatıma karar verilerek
Yargılama giderinin, davacı üzerine bırakılmasını arz ve talep ederim. 15.12.2008
Ramazan Çavdar
EKLER:
1970-1980-190 VE 2000’LERDE TARLANIN DURUMUNU GÖTEREN FOTOĞRAFLAR
///////////////////////////////////////////////
ALACA ASLİYE CAZA MAHKEMESİNE
DAVACI: Alaca Kaymakamlığı
DAVALI: Ramazan Çavdar
Küçük Hırka Köyü –Alaca/ Çorum
NK No:39175074028
KONUSU:
Alaca Kaymakamlığının Küçük Hırka Köyü’nde; köy içindeki tarlamla ilgili olarak yaptığı suç duyurusu üzerine açılan ve 2009/15 Esas sayılı Kamu Davası
AÇIKLAMALAR:
1- Ekim – dikim yaptığım gerekçesi ile üzerime suç atlan tarla Kadimden beri ekilip – dikilmektedir.
Bekir Kağ tarafından işlendiği bilinen, Bekir Kağ’dan çocuklarına ve torunlarına intikal eden arazi , 1950 başlarına kadar Bekir Kağ’a muris dört ayrı ailenin ortaklaşa ekip biçtiği, bu tarihte HAK sahipleri aileleri temsilen Süleyman Aykaç, Mehmet Kaya , Bekir ve Mustafa Çapraz’ın tarafından müştereken Muhtar Nurettin Arslan’ın düzenleyip onayladığı senetle değeri karşılığında dedem Mehmet Çavdar’a satılmıştır.
2-Bu mülkiyet değişimi sonrası; dedem, babam tarafından KESİNTİSİZ(her yıl olmak kaydı ile ) ve (Nizasız ) ÇEKİŞMESİZ işlenen tarlamız, Babam Sadık Çavdar’ın sağlığında olduğu gibi babamın 2007 de vefatından sonrada MİARASÇILARIN RIZASI İLE bu güne kadar her yıl tarlayı, bahçeyi işledim. Harmanı kullanmaya devam ettim.
3- Türkiye ve Bölge illerinde ilçelerinde olduğu gibi Tapu ve kadastro ölçümleri yakın zamana kadar yapılmamış olduğundan Kadimden beri ekilip biçilen bu tarlanın kullanım hakkı satış senedi ve zilyet yolu ile Mehmet Çavdar oğulları tarafından kullanılmakta burada en azından 60 yıldır evleri, ahırları ve harmanları, Şeker Pınarı adındaki su kaynakları ve dikili bahçeleri ile tarla bir bütün olarak işlenmektedir.
Ancak 1983 yılı kadastro çalışmasında her nedense 1960 sonlarında yapılan ev ve bahçe ayrılarak harmanlarımız, 1950 başlarında yaptığımız ve halen tarla olarak kullandığımız yer dahil tüm tarla kayıt dışı tutulmuş. Kadastro çalışmaları sırasında mera ve taşlık arazi olarak yapılan tespitlerin – köyümüzde başka örnekleri olduğu gibi - HAYALİ ya da Kadastro tespiti sırasında mahalli bilirkişilerin yanlış beyanda bulunarak araziyi KASITLI olarak yanlış tespit yaptırdığı bir gerçektir.
Her ne kadar 1983 de kadastro geçince sadece ev ve bahçemiz kayda geçirilmiş olsa da belirttiğim zaman dilimlerinde 60 yıldır tarafımızdan işlenmektedir. ZİLİYET YOLU ile babadan evlada intikal eden arazi KADİMDEN beri arazi tarım ve hayvancılık yapılarak kullanılıp, korunmuş ve işlenilerek bu güne kadar gelinmiştir.
4-Bu durum; başta Muhtar Recep Danlı’nın annesi Hüsne Danlı ve eşi, kardeşleri dahil en yakınları ile şu an görev yapan ihtiyar heyeti üyeleri olmak tüm köy muhtarları, köyde görev yapmış öğretmen ve imamlarla aklı selim her birey tarafından bilinir.
Recep Danlı’nın olay yeni gibi takdim ederek şikayette bulunması seçim almak için siyasal çıkara dayalı yapılan bir eylemdir. Çünkü kadimden beri her yıl ekim ve dikim yapılarak kullanılan arazi, Muhrat Recep Danlı’nın görevde olduğu geçen dört yıl içindede her yıl tarafımızdan ekilip biçilmektedir. Recep Danlı, siyasal çıkarı gereği kadimden beri işlenen ve deden toruna ekip biçtiğimiz yerin hiçbir dönemde mera olarak kullanılmadığı gerçeğine rağmen şikayet etmiş, ilgili idare de Medeni Kanuna göre HAK Kazandırıcı Ziliyete rağmen Alaca Kaymakamlığı, 3091 sayılı 4.12.1984 tarihli Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunla bu kanunun uygulama esaslarını belirlemek için çıkarılan “ Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli Ve Esaslarına Dair Yönetmelik hükümleri yerine getirilmeyerek; hiçbir araştırmaya gerek görmeden ve şahitlerin ifadelerini kaale almadan 3091 sayılı yasaya göre meraya tecavüz konu edilerek men’i müdahale kararı vermiş, tarafıma maddi gider yüklemiş ve Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılması için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.
Konuyla ilgili dava devem etmekte ve olayın tarafımızca bilinmesi üzerine tapu iptal ve tescil davası açmış bulunuyorum.
1960 başlarında benzer şekilde mahkeme konusu yapılarak şimdiki hali ile sınırları kesinleşen tarlamı; her zaman olduğu gibi sürdüğümde, tarla ile ilgili verilmiş, bir karar tarafıma tebliğ edilmemişti.. Men edilmiş alanı bilerek sürmüş değilim.
Muhtarın her iki şikâyeti ile kamu otoritesi ve bu otoritenin gücü kasıtlı amaçlar için kullanılmıştır. Olayda Medeni Kanun hükümlerinin uygulanması gerekir.İkinci şikâyete konu olan ve bana tebliğ edilen bir karar yoktur. Ben tarlayı sürdükten sonra Kaymakamlık kararı tarafıma bildirilmiştir.
HUKUKİ SEBEPLER :
Medeni Kanun, 3091 sayılı zilyedin korunması kanunu,
3042 sayılı kadastro kanunu ve Davama uyan kanunun ilgili maddeleri.
DELİLLER :
-Mahallinde yapılacak keşif,
-Başta Muhtar Recep Danlı’nın annesi Hüsne Danlı ve eşi
- Recep Danlı’nın muhralığı döneminde görev yapan ihtiyar heyeti üyeleri olan Haydar Oğlu Hacı Karakaya ile Osman Oğlu Mehmet Köylü
-Ve diğer tanık beyanları, kadastro tespitinden önce ve sonra çekilen fotoğraflar v.s.
-1960-1970-1980-1990 ve 2000li yıllarda çekilen hava fotoğrafları, uydu resimleri
-Ve başkaca diğer deliller
SONUÇ ve TALEPLER :
1- Daha önce ki şikayet üzerine, devam eden dava ile birleştirilmesine,
2- Kadimden beri işlenen ve 1950 başlarından kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihe ve o günden buyana 25 yıl olmak üzere toplamda 60 yıldır DEDEDEN –TORUNA İNTİKAL ederek DAVASIZ, ÇEKİŞMESİZ VE ARALIKSIZ iyi niyetle MALİK SIFATIYLA zilyetliğimizin bulunduğu tarla için Medeni Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, ekim –dikim yaptığım gerekçesiyle cezalandırılama isteği, yersizdir. Ortada 3091 sayılı Kanun hükümlerinin aleyhime uygulanmasına hukuki dayanak olmadığından Beraatıma karar verilerek;
3- Yargılama giderinin, davacı üzerine bırakılmasını, arz ve talep ederim.
Ramazan Çavdar
///////////////////////////////////
ALACA ASLİYE HUKUK HAKİMLİĞİNE
Davacı: Ramazan Çavdar
Küçük Hırka Köyü –Alaca/ Çorum
NK No:39175074028
Davalı: Alaca Kaymakamlığı
Ekteki Dava dilekçemin Çorum İdare Mahkemesine gönderilmesini arz ederim.
Ramazan Çavdar
Yürütmenin Durdurulması İsteklidir.
ÇORUM İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
Davacı: Ramazan Çavdar
Küçük Hırka Köyü –Alaca/ Çorum
NKNo:39175074028
Davalı: Alaca Kaymakamlığı
Konusu:
Alaca Kaymakamlığının Küçük Hırka Köyünde köy içindeki tarlamla ilgili 21.11.2008 tarih ve İd.Ku 503-2008/097 sayılı Men kararının iptali , Yürütmenin durdurulması ve Hakkımda verdiği Suç duyurusu ile maddi yüklerin kaldırılması
Tebiğ Tarihi: 26 Kasım 2008 Çarşamba
Açıklamalar:
Çorum ili, Alaca ilçesi, Küçük Hırka Köyünde bulunan ve kadimden beri ekim –dikim yapılarak gelen ve 1951 yılında deme, ondan babama ve babadan oğula intikal eden kesintisiz ve çekişmesiz olarak her yıl işlenen TARIM ARAZİSİ HAKKINDA Alaca Kaymakamlığı, Köy muhtarının şikayeti üzerine Men kararı vermiştir.
1- Alaca kaymakamlığının men kararı verdiği tarla Kadimden beri ekilip – dikilmektedir.
2- Tahminen 250-300 yıl yıl önce Bekir Kağ isimli şahsa ait olan ve Bekir Kağ tarafından işlenen tarla mirasçıları vasıtasıyla ekilip dikilerek işlenmiştir.
3- Bahse konu tarla dedem tarafından 60 yıl önce Bekir Kağ’ın varisleri olan 4 ayrı aile adına HAK sahipleri tarafından Muhtar Nurettin Arslan’ın düzenleyip onayladığı senetle değeri karşılığında dedem Mehmet Çavdar’a satılmıştır.
4- Tarlayı alan dedem, buraya ev, ahır, samanlık,yunaklık ve tandır ve misafir odasından oluşan kompleks binalar inşa ederek, tarla içindeki Şeker Pınarı denen çeşme altında kalan yeri meyve – sepze bahçesi yapmış kalan yerleri ise kesintisiz ve HER YIL OLMAK KAYDI İLE ekip biçmiştir.
5- Evin ve tarlanım bitişiği taşlık alan işçi çalıştırılarak imar ve ihya edilip, buğday, arpa, çavdar gibi mahsullerin işlendiği büyük ve mercimek, nohut gibi mahsullerin işlendiği küçük harman olarak iki harman yeri yapılıp, o gün bu gün çekişmesiz olarak kullanıla gelmiştir.
6- Dedem’den işleri alan Babam Sadık Çavdar ve Salih Çavdar , bahsedilen tarla içindeki evde oturduktan sonra 1970 başlarında kendilerine yeni ve ayrı iki ev yaparak , eski evin yerini ve bahçesini tarla olarak kullanarak daha önceki ekip biçtikleri tarlaya ilave ederek ekip biçmişlerdir.
7- Dedem Mehmet Çavdar’ın vefatıyla Babam Sadık Çavdar ve amcam Salih Çavdar, bahçe ve tarlayı – bütün diğer tarlalarda olduğu gibi - verim durumu da dikkate alarak kendi aralarında eşit bir şekilde bölüşerek yine hiçbir çekişme olmadan kesintisiz olarak her yıl ekip biçmeye devam etmişlerdir.
8- Babam Sadık Çavdar, kendisine düşen alanı ÇEKİŞMESİZ olarak HER YIL EKİP BİÇMEYE devam etmiştir.
9- Bu duruma ne köylü, ne Muhtarlar ne de kaymakamlık gibi resmi kurumlar itiraz etmemiş,her hangi bir çekişme yaşanmamıştır.
10- Babamın sağlığında olduğu gibi babamın 2007 de vefatından sonrada MİARASÇILARIN RIZASI İLE bu güne kadar her yıl tarlayı, bahçeyi işledim. Harmanı kullanmaya devam ettim.
Bu gerçek, köyde görev yapan muhtarlar, öğretmenler, imam- hatipler ve diğer köy halkı,komşu köylüler gibi başka şahitlerce, ekte sunulan fotoğraflar ve 1950’lerden buyana 160,1970,1980,1990 ve 200li yıllarda çekilen hava fotoğrafları ile ortaya konabilir.
Ancak kadimden beri işlenen ve deden toruna ekip biçtiğimiz yerin hiçbir dönemde mera olarak kullanılmadığı gerçeğine ve Medeni Kanuna göre HAK Kazandırıcı Zilliyete rağmen Alaca Kaymakamlığı, hiçbir araştırmaya gerek görmeden ve şahitlerin ifadelerini kaale almadan 3091 sayılı yasaya göre meraya tecavüz konu edilerek men’i müdahale kararı vermiş, tarafıma maddi gider yüklemiş ve Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılması için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.
Soruşturma memuru, soruşturma öncesinde, soruşturma sırasında soruşturma sonrasında taşınmaz malla ilgili anlaşmazlığın taraflar arasında Medeni Kanuna göre mülkiyet hakkına dayalı bir müdahalenin olup olmadığı araştırılmamış, arazinin niteliği belirlenmemiş, tarımsal arazi yada mera veya yaylak olup olmadığı araştırılmamış, bunun için ilçe İdare Kurulu kararı; temlik tezkeresi, mera norm kararı ve haritası incelenmemiş, yerel ve uzman bilirkişiler yardımı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde tespit yoluna gidilmemiş, zilyedliğin ihlaline yol açarak beni ve diğer hak sahiplerini mağdur edecek karara yol açıp açmadığını araştırmamıştır.
Tarafsız yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları; taşınmazın; zilyetlik durumunu başlangıç ve sürdürülüş biçimini olaylara dayalı olarak açıklattırılmamış, zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmamıştır. Kaymakamlık, görev süresi içinde her hangi bir şikayeti olmayıp, seçime az bir zaman kala muhtar Recep Danlı’nın olayı oya tahvil gayreti ile şikayeti üzerine - bahçeyi, harmanı ver tarlayı bir bütün olarak zilliyetimizde bulunduğu halde – yeni bir tecavüz gibi karar oluşturdu.
11- Yüz yılardır eski sahipleri, 60 yıldır da tarafımızdan aralıksız ve çekişmesiz olarak ekilip biçilen tarlamız hakkında; aynı muhtarın 5 yılık görev süresinin 4 yılında suskun kalıp son yılında tarla YENİ SÜRÜLMÜŞ GİBİ Muhtarın gerçek DIŞI BEYANLARINA VE İSTEĞİNE UYULARAK araştırma yapmadan, şahitleri dinlemeden ve tarlanın fiziki durumu dikkate alınmadan geçmişteki ve şimdiki durumu tarım arazisi niteliğinde olan yer için verilen karar gerçeğe ve HUHUKA aykırıdır.
Kadastro çalışmaları sırasında Alaca İlçesi Küçük Hırka Köyü 1 Pafta 2217 ve 2082 parsellerin mera ve taşlık arazi olarak yapılan tespitlerin – köyümüzde başka örnekleri olduğu gibi - HAYALİ yada Kadastro tespiti sırasında mahalli bilirkişilerin yanlış beyanda bulunarak araziyi KASITLI olarak yanlış tespit yaptırdığı bir gerçektir.
Her ne kadar 1983 de kadastro geçince sadece ev ve bahçemiz kayda geçirilmiş olsa da belirttiğim zaman dilimlerinde 60 yıldır tarafımızdan işlenmektedir.ZİLLİYET YOLU ile babadan evlada intikal eden arazi KADİMDEN beri arazi tarım ve yapılarak kullanılıp, korunmuş ve işlenilerek bu güne kadar gelinmiştir.
Mahallinde keşif yapıldığında yukarıda mevkisini yazdığım arazilerin kadimden beri işlendiği, dededen- babaya, babadan toruna çekişmesiz ve kesintisiz işlene gelen arazi olup olup, zilliyet ve tasarrufumuzda bulunduğunu;
Hudutları belli olan tarlanın hiç bira zaman ve dönemde köy merası olarak kullanılmadığını,
Başta Muhtar Recep Danlı’nın annesi Hüsne Danlı ve eşi, kardeşleri dahil en yakınları ile şu an görev yapan ihtiyar heyeti üyeleri olmak tüm köy muhtarları, köyde görev yapmış öğretmen ve imamlarla aklı selim her birey tarafından bilinir.
Ancak kadimden beri işlenen ve deden toruna ekip biçtiğimiz yerin hiçbir dönemde mera olarak kullanılmadığı gerçeğine ve Medeni Kanuna göre HAK Kazandırıcı Zilliyete rağmen Alaca Kaymakamlığı, 3091 sayılı 4.12.1984 tarihli Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunla bu kanunun uygulama esaslarını belirlemek için çıkarılan “ Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli Ve Esaslarına Dair Yönetmelik hükümleri yerine getirilmeyerek;hiçbir araştırmaya gerek görmeden ve şahitlerin ifadelerini kaale almadan 3091 sayılı yasaya göre meraya tecavüz konu edilerek men’i müdahale kararı vermiş, tarafıma maddi gider yüklemiş ve Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılması için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.
Soruşturma memuru;soruşturma öncesinde, soruşturma sırasında soruşturma sonrasında taşınmaz malla ilgili anlaşmazlığın taraflar arasında Medeni Kanuna göre mülkiyet hakkına dayalı bir müdahalenin olup olmadığı, araştırmamış, arazinin niteliği belirlenmemiş, tarımsal arazi yada mera veya yaylak olup olmadığı araştırılmamış, bunun için ilçe İdare Kurulu kararı; temlik tezkeresi, mera norm kararı ve haritası incelenmemiş,yerel ve uzman bilirkişiler yardımı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde tespit yoluna gidilmemiş, zilyedliğin ihlaline yol açarak beni ve diğer hak sahiplerini mağdur edecek karara yol açıp açmadığını araştırmamıştır.
Kaymakamlık, görev süresi içinde her hangi bir şikayeti olmayıp, seçime az bir zaman kala muhtar Recep Danlı’nın olayı “oya tahvil gayreti” ile şikayeti üzerine - bahçeyi, harmanı ver tarlayı bir bütün olarak yüz yılardır ailemize satan eski sahipleri, 60 yıldır da tarafımızdan aralıksız ve çekişmesiz olarak ekilip biçilen tarlamız hakkında; aynı muhtarın 5 yılık görev süresinin 4 yılında suskun kalıp son yılında tarla YENİ SÜRÜLMÜŞ GİBİ Muhtarın gerçek dışı beyanlarına ve isteğine uyularak araştırma yapmadan, şahitleri dinlemeden ve tarlanın fiziki durumu dikkate alınmadan geçmişteki ve şimdiki durumu tarım arazisi niteliğinde olan yer için - zilliyetimizde bulunduğu halde– yeni bir tecavüz gibi tarafıma bildirilmeyen bir karar oluşturulmuş.
Oysa 25.8.2008 günü köye gelen keşif heyetini kendi aracı ve ücret karşılığında getiren Muhtar Recep Danlı, “Gerek köyümüzde gerekse Alaca’nın bir çok köyünde kadastro çalışmaları sırasında yıllarca tarla olarak ekilip biçilen yerler zilliyetlerine tapu edilmemiş.Bu nedenle yeniden komisyon kurularak sıra ile köylere gelip çalışacaklar. O zaman yanlışlar düzelecek.Sizin tarlada bu yanlış tescillerden biri. Şimdilik ön keşif yapılarak durum tespiti yapılıyor. Daha sonra asıl kadastro heyeti gelecek “demiş ve 24.8.2008 tarihinde köye gelerek tarlaya hiç bakmayan -sadece nerenin daha önce tescilinin yapıldığını söyleyen fen memuru hariç- heyetin çalışması sonucundan haber edilmedik.
Tarafımıza bildirilmeyen Kaymakamlık kararından savcılık soruşturmasıyla haberdar edilerek zilliyetimizdeki yer için keyfi cezalandırılmam yoluna gidilerek oldu bittiye getirildiğim anlaşıldı.
Dededen toruna zillyetimizdeki tarla için hukuk mahkemeleri yolunu seçmeyip Muhtar’ın Kaymakamlığa şikayetlerde bulunması, keşifler getirmesi; hem maddi hem manevi olarak zarar vermek suretiyle baskı yapma eylemi olduğu açıktır.
Olay TMK’ da yer alan “zilyetliğin korunması” hükümleri çerçevesinde olup 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun hükümlerinin aleyhime uygulanması söz konusu olmamalıdır.
Çünkü; 3091 sayılı “ Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun” ve bu kanunun uygulama esaslarını belirleyen Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli Ve Esaslarına Dair Yönetmelik’ deki “Tecavüzden kasıt, taşınmaz MALI ZORLA VEYA ZİLYEDİNDEN HABERSİZ İŞGAL ETMEK veya ele geçirmek veya taşınmazın aynında değişiklikler meydana getirmektir.”(Yön.m.11/1) Şeklinde belirtilen “zilliyete tecavüz” söz konusu değildir. “Zilyetliğin korunmasında, dayandığı hak değil, bizatihi zilyetliğin kendisi korunmaktadır. Bu itibarla zilyetliğin korunması davalarında zilyetliğin bir hakka dayanıp dayanmadığı aranmaz.”ilkesi çerçevesinde hiçbir dönemde mera olmayan yer için mera olarak kullanmayanlar değil, kadimden beri ekilip dikilen tarla için 60 yıldır zilliyet eden korunmalı, karar o yönde çıkarılmalı idi.
Zira Hukuk otoritelerinin“Zilyetliğin korunmasında, temelinde bir hak bulunup bulunmadığına bakılmaksızın koruma sağlandığı için haklı zilyetler gibi haksız zilyetler hatta hırsız gibi kötü niyetli zilyetler dahi korunur. Çünkü zilyetliğin korunmasında ki amaç toplumsal hayatın bozulmadan devamını sağlamaktır.” (ERASLAN ÖZKAYA, el atmanın önlenmesi davaları C.3 sah.109 )Şeklindeki görüş hala geçerliliğini korumaktadır.
Olayımızda kamu otoritesi ve bu otoritenin gücü kasıtlı amaçlar için kullanılmıştır.
Zilliyetlik başlangıçı ve sürdürülüş biçimi ile HİÇ BİR ŞÜPHEYE YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE mera olmayıp ev yeri, bahçe,avlu, harman ve tarladan oluşan bir bütün olarak dededen –toruna intikal ederek ZİLLİYETİMİZDE İŞLENDİĞİ, ancak her nedense kadastro çalışmaları sırasında -köyümüzde ve ilçede çokça görüldüğü şekilde -Zilliyetleri adına tescilinin yapılmadığını yeni öğrendiğimiz Kadimden beri işlenen ve 1950 başlarından kadostro çalışmalarının yapıldığı tarihe ve o günden buyana 25 yıldır davasız,
ÇEKİŞMESİZ ve ARALIKSIZ iyi niyetle MALİK SIFATIYLA zilyetliğimizin bulunduğu tarla için Ortada 3091 sayılı Kanun hükümlerinin aleyhime uygulanmasına hukuki dayanak olmadığından Alaca Kaymakamlığının Men kararı ve ekim –dikim yaptığım gerekçesiyle cezalandırılama isteği, yersizdir.
HUKUKİ SEBEBLER:
Medeni Kanun, 3091 sayılı zilliyetin korunması kanunu, 3042 sayılı kadastro kanunu
Sonuç ve istem:
Yakarıda açıklanan nedenler ve mahkemece res’en tespit edilecek diğer nedenlerle;
Medeni Kanun ve 3091 sayılı kanuna aykırı olarak Alaca Kaymakamlığının Küçük Hırka Köyünde köy içindeki tarlamla ilgili 21.11.2008 tarih ve İd.Ku 503-2008/097 sayılı Men ve aleyhimdeki diğer kararının İPTALİNİ,
Ekim- dikim işlemini engelleyerek üretim yapmama mani olduğu ve oluşacak zararı önlemek için 3091 sayılı Yasa'nın 14/2 maddesi gereğince İHTİYTİ TEDBİR KARARI ile YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI;
Yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesini saygıyla arz ederim. 15..12.2008
Ramazan Çavdar
EKLER:
1- Dava konusu yapılan İDARİ İŞLEM
2- TARLANIN 1979,1980 ,1990 VE 2008 DEKİ DURUMLARINI GÖSTEREN FOTOĞRAFLAR
Not, 10 Nisan 2009 günü "3091 sayılı Kanuna göre verilmiş kararlar üzerine idari yargıya başvurmalarda yürütmenin durdurulması kararı verilemez."hükmü(34. madde)gerekçesine sığınılarak istek RET edilmiş olduğunu öğrendik..
/////////////////////////////////////
ALACA SULH HUKUK MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI :Ramazan ÇAVDAR, Sadık oğlu ,1944 doğumlu Alaca Küçük Hırka köyü TCK NO: 39175074028
DAVALI : Hasımsız
DAVA NEV’İ :Kadastro tespitine itiraz 10 YTL. Değerinde ve tescil
DAVA TARİHİ :15 Aralık 2008
KONUSU:
Kadimden beri ekim dikim yapılarak ÇEKİŞMESİZ VE KESİNTİSİZ işlenen işlenen tarlanın ve ihya edilerek kullanılan harman yeri farklı parsellere ayrılarak, büyük kısmı o dönemde sağ olan babam adına tescil edilmemiştir.
Gerek kadimden bu yana zilyetlik, gerekse tahrir defteri kayıtlarına dayanılarak ZİLYETLİKLE KAZANMA ve KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ile belirtilen yerlerin babam Sadık Çavdar adına tapuya tescilin yapılması konusudur.
AÇIKLAMALAR :
1-Kadostro çalışması sırasında mara yazılan ve tescil harici bırakılan tarla Kadimden beri ekilip – dikilmektedir.250-300 yıl önceki sahibi Bekir Kağ tarafından işlendiği bilinen ve 1951 Tarihine kadar Bekir Kağ’a muris dört ayrı ailenin ortaklaşa ekip biçtiği, bu tarihte HAK sahipleri aileleri temsilen Süleyman Aykaç, Mehmet Kaya , Bekir ve Mustafa Çapraz’ın tarafından müştereken Muhtar Nurettin Arslan’ın düzenleyip onayladığı senetle değeri karşılığında dedem Mehmet Çavdar’a satılmıştır.
Bu mülkiyet değişimi sonrası; dedem, babam tarafından KESİNTİSİZ VE ÇEKİŞMESİZ İŞLENEN TARAIM ARAZİSİ, BABAMIN VEFATI SONRASINDA DA MİRASÇILAR ADINA TARAFIMDAN EKİLİP BİÇİLMEKTEDİR.
Tarlayı alan dedem, buraya ev, ahır, samanlık,yunaklık ve tandır ve misafir odasından oluşan kompleks binalar inşa ederek, tarla içindeki Şeker Pınarı denen çeşme altında kalan yeri meyve – sebze bahçesi yapmış kalan yerleri ise kesintisiz ve HER YIL OLMAK KAYDI İLE onlarca yıl ekip biçmiştir.
2-Tarlanın yanındaki taşlık alan; dedemin aldığı zamanda işçi çalıştırmak suretiyle imar ve ihya edilerek imar ve ihya edilip, buğday, arpa, çavdar gibi mahsullerin işlendiği “büyük” ve mercimek, nohut gibi mahsullerin işlendiği “küçük” harman olarak dededen –toruna intikal ederek ÇEKİŞMESİZ VE KESİNTİSİZ tarafımızdan kullanılmaktadır.
Dedem’den işleri alan Babam Sadık Çavdar ve Salih Çavdar, bahsedilen tarla içindeki evde oturduktan sonra 1970 başlarında kendilerine yeni ve ayrı iki ev yaparak , eski evin yerini ve bahçesini tarla olarak kullanarak daha önceki ekip biçtikleri tarlaya ilave ederek ekip biçmişlerdir.
3-Dedem Mehmet Çavdar’ın vefatıyla Babam Sadık Çavdar ve amcam Salih Çavdar, bahçe ve tarlayı – bütün diğer tarlalarda olduğu gibi - verim durumu da dikkate alarak kendi aralarında eşit bir şekilde bölüşerek kendilerine düşen payları yine hiçbir ÇEKİŞME OLMADAN KESİNTİSİZ olarak her yıl ekip biçmeye devam etmişlerdir.
4- Babam Sadık Çavdar, kendisine düşen ve en az amcamın tarlası kadar büyüklükteki alanı –ki babama düşen tarafın verimi az olduğu ve o zamanlar boş olan harman yerleri nedeniyle köye uzaklığı dikkate alınarak amcama düşen taraftan daha daha geniş idi- KESİNTİSİZ ve ÇEKİŞMESİZ olarak HER YIL EKİP BİÇMEYE devam etmiştir. Bu duruma ne köylü, ne Muhtarlar nede Kaymakamlık gibi resmi kurumlar itiraz etmemiş,her hangi bir çekişme yaşanmamıştır.
5-Babam Sadık Çavdar’ın sağlığında olduğu gibi babamın 2007 de vefatından sonrada MİARASÇILARIN RIZASI İLE bu güne kadar her yıl tarlayı, bahçeyi işledim. Harmanı kullanmaya devam etmekteyim.
6-Bir bütün olarak dededen toruna intikal eden, aralıksız ve çekişmesiz olarak zilliyetimizdeki “TARLA, BAHÇE VE HARMAN YERİ”; Köyümüzde kadastro çalışmaları yapıldığı zamanda şimdide aynı konumda olup, kadastro çalışmaları sırasında her nedense ayrı parsel yapılarak1. pafta 2046 nolu parsel şeklinde sadece ev ve bahçenin babam Sadık Çavdar adına zilliyetine tescili yapılarak harman, eski ev yerimiz ve kadimden beri çekişmesiz ve kesintisiz Tarım arazisi olan tarlamızın farklı parseller şeklinde tescilinin yapılmadığını tarlanın bir kısmının (Küçük Hırka Köyü 1. Pafta 2217 ve 2080 parsel) mera ve tapulama harici alan olarak tespit yapıldığını yeni öğrenmiş bulunuyoruz.
Bahse konu tarla kadimden beri işlenmekte ve kadastro çalışması öncesi, kadastro çalışması sırasında da işlenmiş, sonrasında da ARALIKSIZ VE ÇEKİŞMESİZ (nizasız) olarak işlenmeye devam edilmiştir.
Kadaostro çalışmaları sırasında mera ve taşlık arazi olarak yapılan tespitlerin – köyümüzde başka örnekleri olduğu gibi - HAYALİ ya da Kadastro tespiti sırasında mahalli bilirkişilerin yanlış beyanda bulunarak araziyi KASITLI olarak yanlış tespit yaptırdığı bir gerçektir.
Mahallinde keşif yapıldığında yukarıda mevkisini yazdığım arazilerin kadimden beri işlendiği, dededen- babaya, babadan toruna çekişmesiz ve kesintisiz işlene gelen arazi olup olup, zilliyet ve tasarrufumuzda bulunduğu
Ekte sunulan 1979 , 1980,1990ve 2008 ‘lerde çekilen köy fotoğrafları
Aşağıda ismi verilen Şahit beyanları..
1954, 1960,1970,1980,1990 ve 2007 tarihli orijinal şekli ile memleket haritaları ve hava fotoğrafları ilgili kurumlardan temini ile yüz yılardır eski sahipleri, 60 yıldır da tarafımızdan aralıksız ve çekişmesiz olarak ekilip biçilen, zilliyetlik başlangıçı ve sürdürülüş biçimi ile
HİÇ BİR ŞÜPHEYE YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE mera olmayıp ev yeri, bahçe,avlu, harman ve tarladan oluşan bir bütün olarak ZİLLİYETİMİZDE İŞLENDİĞİ, ancak her nedense kadastro çalışmaları sırasında köyümüzde ve ilçede çokça görüldüğü şekilde Zilliyetleri adına tescilinin yapılmadığı açıkça anlaşılacaktır.
HUKUKİ SEBEBLER:
Medeni Kanun, 3091 sayılı zilliyetin korunması kanunu, 3042 sayılı kadastro kanunu ve Davama uyan kanunun ilgili maddeleri..
Mahallinde yapılacak keşif, Tanık beyanı, kadastro tespitinden önce ve sonra çekilen fotorafler v.s.
ŞAHİTLER:
Arzu edilirse köyümüzde görev yapan tüm öğretmenlerin, imam, ebe gibi kamu görevi yapanların dinleneceği gibi;
1-Tarlanın bilinen en eski sahibi Bekir Kağ’ın torunu ve Tarlayı dedem Mehmet Çavdar’a ( Dolayısıyla Babam Sadık ve Salih Çavdarlara köy senedi ile) satan Süleyman Aykaç oğlu ,
Köyün daha önceki Muhtarlarından İhsan Aykaç
2-Mustafa Sürücü
3- Muharrem Danlı
4- Osman Köylü
5-Eha Buzağcı
6- Eski Muhtarlardan Ümmet Karakaya
SONUÇ ve TALEPLER :
Kadimden beri işlenen ve 1950 başlarından kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihe ve o günden buyana 25 yıl olmak üzere 60 yıldır ailemiz tarafından işlenerek davasız,ÇEKİŞMESİZ ve ARALIKSIZ iyi niyetle MALİK SIFATIYLA zilyetliğimizin bulunduğu kadastro tespiti sırasında mera olarak bırakılanKüçük Hırka Köyü 1. pafta 2217, 2082 nolu parsellerin ile tapulama harici bırakılan harman yerlerine ait taşlık alanın MERA VE TAŞLIK ALAN OLARAK TESPİTİNİN İPTALİ ile babam Sadık Çavdar adına TESCİLİN yapılması,
Yargılama giderinin, mağduriyete yol açan idarede bırakılmasını VARİS SIFATI İLE arz ve talep ederim. 15.12.2008
Ramazan Çavdar
EKLER:
Tarlanın 1979,1980 ,1990 Ve 2008 Deki Durumlarını Gösteren Fotoğraflar
/////////////////////////////////////
Recep Danlı'nın ağbimi "Mera sürüyor" diye şikayet ettiği zaman Alaca Kaymakamı, Şahin Arsal idi..
Ona yazdığım kitabı ve aşağıdaki gibi şöyle bir mesajı gönderdim..
bunun üzerine beni arayan Şahin Arsal kitap için kutladıktan sonra üzüntülerini belirterek "acmiliğine geldiğini" söyleyip dediki;
"gerçekten üzgünüm..
Yeni tayin olmuştum
Yazıyı getirdiler, her şey normal yürüyor işler böyle oluyor zanı ile imzaladım..
ancak, benim açımdan dönüşü yok..
Fakat..
Ağbin Hukuk davası açar ve mahkeme "mera olmadığına" karra verir ise ağbin de cazayı almaz...Tarla da kurtulmuş olur"

//////////////////////////////////
................
Eski ağza Satılmış Ceylan , 30 Martt 2014 seçimlerinde MUHTAR olmuş..
https://www.facebook.com/necip.ceylan.142
Küçükhırka
Köyü yeni Muhtarı SATILMIŞ CEYLAN.
AZALAR
Aziz Kıran
Necip Kaya
Durmuş Karakaya
Emin Öztürk
Mehmet Yazıcı
Cafer Karakaya
Ramazan Özbahar
Mahmut Yazıcı .
Biz adamdan böyle alırık ( hak dogrunun yardımcısıdır herzaman ).
.......................
//////////////////////////////////////////
https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/10156679556917700?comment_id=10156679626342700¬if_id=1534529837347303¬if_t=feed_comment&ref=notif
ve zulüm köyü sardı...
Maksat İŞ çi hakkı mı...
yoksa...
OYUNA BAKARMISINIZ
Her şey Milletin gözü önünde, her şey kanunlara uygun...
Ülkemizde adalet varsa buna müsaade edilmemelidir. Bu nedir? Kanunlara uygun şekilde köylünün mal varlığına el koymaktır.
//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
Ordu ile gelseydiniz?
..
Vatandaş, hayvanı otun olduğu yerde barındırıyor
Üstelik, derme çatma geçici bir kom..
..
Köy içinden o kadar hayvanı, ot + su olan yere götürmek kolay mı?
Bin bir zahmetle üretim yapıyor.
Sen kamu gücü ile kapısına dayaniyorsun..
Madalya vereceğine
İnsana
Koyuna - kuzuya
Zulm ediyorsun
..
Yıllarca kullanılan yere
Bir iki hasetcinin, kindarin
yellemesi ile garibana işkence ..
..
Kendini yeryuzunun hakimi sayanlar...
Güya kanun adına iş yapanlar
Kanunu kendi egoları için kullananlar..
Gariban hayvanların ormana ne zararı var..?
Ormanda otlamayıp, nerede otlayacak .
Ha..
Eve hapset, fabrikasyon uyduruk yeme mahkum et.
Pahalı üretim yap
Vatandas pahalı et, süt alsin diyorsunuz..
...
Köyün, kuzunun orada barınmasinin yasaklanmasi yetmez
Oldu olmadı
Ormana yuva yapan kuşları, kurtları da yasaklayinn..
Bilin ki
O koyun- kuzunun rizkini veren
Her şeyin mutlak Hakim'inin de kanunu var
Elbet, mahşer günü hesaplaşılir.
Köylünün dede babasından kalan tarlalarını
Mera, hazine yaz, yazdır
Sonra ..
İşine gelince ..
Zulüm aracı olarak kullan
Kendi tarlasini sürdü, üretim yaptı diye "ecrimisil" kılıfıyla haraç kes..
YIKIM KARARI VERİLEN AHIRI EKİPLER İÇİNDEKİ HAYVANLARLA BİRLİKTE MÜHÜRLEDİ
Çorum merkeze bağlı Deniz Köyü’nde yaşayan hayvancı Hamza Hayır’a ait ev ve ahırın, Orman Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından kaçak yapı olduğu gerekçesiyle mühürlendiği öğrenildi.
İçerisinde yaklaşık 200 küçükbaş ve 50’ye yakın büyükbaş hayvanın bulunduğu ahırın kapısının da mühürlenmesi üzerine hayvanların içeride kaldığı bildirildi.
Edinilen bilgilere göre, söz konusu ev ve ahır hakkında yıkım kararı verildi. Hayvancılıkla uğraşan Hamza Hayır, 1956 yılından bu yana hayvancılık yaptığını belirterek uygulama nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığını ifade etti.
Ahır ve evde yaklaşık 25 yıldır elektrik aboneliğinin bulunduğunu aktaran Hayır, hayvanların içeride kaldığını vurgulayarak, “Hayvanlar içeride kaldı, ahırın kapısı mühürlendi. Bir gün yiyecek verilmezse bu hayvanlar ölür” dedi.
Mühürleme işlemi sırasında Jandarma ekiplerinin köyde geniş güvenlik önlemi aldığı öğrenildi. Öte yandan, arazinin Orman Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu ve mahkeme tarafından yıkım kararı verildiği, ancak Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’ne yönelik açılan davanın ise halen sürdüğü bildirildi.
Derviş YakupBir zamanlar bu memleketin dağlarında, taşlarında keçi sesi vardı…
Çobanların ıslığı, sürünün hareketi, doğanın kendi dengesi…
“Ormana zarar veriyor” dediler.
Keçiyi suçladılar.
Köylüyü hedef yaptılar.
Yasaklar koydular, cezalar kestiler, sürüleri dağıttılar.
Oysa bugün bilim söylüyor:
Keçi ormanı yok etmez, aksine ormanı temizler.
Kuru otları yer, çalıyı budar, yangının önüne set olur.
Yani keçi, doğanın düşmanı değil; doğanın bekçisidir.
Ama bunu en başından bilen kimdi?
Köylüydü.
Anadolu insanıydı.
Ankara’nın sembolü olan tiftik keçisini bile göz göre göre bitirdiler.
Bir zamanlar dünya tiftik piyasasını elinde tutan bu topraklar,
kendi değerine sırtını döndü.
Avrupalı geldi…
O keçiyi aldı, götürdü.
Islah etti, çoğalttı, markalaştırdı.
Bugün zenginlere “mohair” diye satıyor.
Bizim tiftiğimizi…
Bizim emeğimizi…
Bizim kültürümüzü…
Hem de bize anlatıyorlar:
“Bu kumaş çok sağlıklı, çok değerli…”
Yav kardeşim…
Sanayi devrimiyle tarımı gayet birlikte yürütebilirsin.
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bunu yaptı.
Fabrikayı kurarken tarlayı kapatmadı,
makineyi getirirken hayvanı yok etmedi.
Sanayiye yöneldik diye
tarımı küçümsedik…
Hayvancılığı geri kalmışlık saydık…
Köylüyü değersiz gördük…
Oysa gerçek kalkınma;
üreten sanayi ile üreten tarımın birlikte yürümesidir.
Asıl mesele keçi değildi.
Asıl mesele köylüydü.
Üretendi.
Kendi kendine yeten Anadolu insanıydı.
Toprağını işleyeni değil,
masa başında konuşanı dinlediler.
Üreteni değil, ithal edeni desteklediler.
Bugün köyler boşsa…
Gençler şehre kaçıyorsa…
Hayvancılık bitme noktasına geldiyse…
Bunun sebebi doğa değil, keçi değil…
Artık bir karar vermek gerekiyor:
Ya köylüyü, üreticiyi, çobanı yeniden baş tacı edeceğiz…
Ya da başkalarının ürettiğini, başkalarının fiyatıyla almaya devam edeceğiz.
Bu memleketin dağları hâlâ duruyor.
O dağlarda ot da var, su da var, hayat da var.
Eksik olan tek şey:
Köylünün arkasında duran bir irade.
Çünkü köylü yalnız kalırsa,
sadece üretim değil…
Bir milletin hafızası da yok olur.
Ve unutmayın:
Keçiyi kaybeden, aslında toprağını kaybeder.
Derviş YakupKim yazdıysa güzel yazmış;
“Ne büyük bir başarı hikâyesi gerçekten…
Çorum’da bir vatandaş çıkmış, üretmeye kalkmış…
Koyun, keçi beslemiş…
Yani haddini aşmış!
İyi ki devreye büyük bir hassasiyetle girilmiş…
Şikâyet edenler görevini yapmış,
Devletimiz de anında refleks göstermiş…
Çorum Valiliği…
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü…
Kaymakamlık…
İlçe Tarım Müdürlüğü…
Ve elbette bu kararı onaylayan sayın hâkimler…
Hepsine ayrı ayrı madalya takmak lazım.
Çünkü gerçekten zor bir işi başarmışlar:
Üreten bir köylüyü durdurmak!
Ne o öyle?
Herkes koyun keçi yetiştirirse düzen mi kalır?
Herkes üretirse ithalat nasıl yapılır?
Köylü kendi kendine yetmeye kalkarsa sistem nasıl döner?
Herkes haddini bilecek.
Üretmek falan öyle kolay iş değil.
Hele ki kendi toprağında, kendi emeğinle üretmek…
Bu kadar başına buyrukluk fazla!
En doğrusu ne?
Oraya bir köpek barınağı yapmak…
Daha modern, daha çağdaş bir çözüm.
Zaten üretimin ne faydası var?
Et mi ucuzlayacak, süt mü artacak, köy mü yaşayacak?
Bunlar gereksiz detaylar…
Önemli olan şu:
Şikâyet eden memnun, karar veren memnun.
Gerisi teferruat.
O yüzden tekrar söylüyorum;
bu kararı uygulayan herkese madalya verilmeli.
Hatta mümkünse tören düzenlenmeli:
“Üretimi Engelleme Üstün Başarı Nişanı”
Çünkü bu devirde üretmek değil…
Üreteni durdurmak maharet sayılıyor.”
https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/pfbid0obPSFWrLJpMAZgNCMFUFrcih4qUQBe7nJMoCQTYX4vxv7NYvyvCDdWwuMtu7rtShl
77//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
Ordu ile gelseydiniz?
..Ve devri AKP de bu da oldu..
...
Vali, açıklama yapmissss mis
..
Ordu ile gelseydiniz?
..
Vatandaş, hayvanı otun olduğu yerde barındırıyor
Üstelik, derme çatma geçici bir kom..
..
Köy içinden o kadar hayvanı, ot + su olan yere götürmek kolay mı?
Bin bir zahmetle üretim yapıyor.
Sen kamu gücü ile kapısına dayaniyorsun..
Madalya vereceğine
İnsana
Koyuna - kuzuya
Zulm ediyorsun
..
Yıllarca kullanılan yere
Bir iki hasetcinin, kindarin
yellemesi ile garibana işkence ..
...
Devlet, millet kesesinden beslenenler..!
Siz o, kom de , koyun ağılinda kaç gün kalabilirsiniz..
Orada barinmanin, çalışmanın ne olduğunu anlayabilir misiniz?
..
Kendini yeryuzunun hakimi sayanlar...
Güya kanun adına iş yapanlar
Kanunu kendi egoları için kullananlar..
Gariban hayvanların ormana ne zararı var..?
Ormanda otlamayıp, nerede otlayacak .
Ha..
Eve hapset, fabrikasyon uyduruk yeme mahkum et.
Pahalı üretim yap
Vatandas pahalı et, süt alsin diyorsunuz..
...
Koyun, kuzunun orada barınmasinin yasaklanmasi yetmez
Oldu olmadı
Ormana yuva yapan kuşların, diğer canlıların ormana girişini, barinmasini da da yasaklayinn..
......
Bilin ki
O koyun- kuzunun rizkini veren
Her şeyin mutlak Hakim'inin de kanunu var
Elbet, mahşer günü hesaplasılir.
...
Köylünün dede babasından kalan tarlalarını
Mera, hazine yaz, yazdır
Sonra ..
İşine gelince ..
Zulüm aracı olarak kullan
Kendi tarlasini sürdü, üretim yaptı diye "ecrimisil" kılıfıyla haraç kes..
..
Vatandaş, hayvanı otun olduğu yerde barındırıyor
Üstelik, derme çatma geçici bir kom..
..
Köy içinden o kadar hayvanı, ot + su olan yere götürmek kolay mı?
Bin bir zahmetle üretim yapıyor.
Sen kamu gücü ile kapısına dayaniyorsun..
Madalya vereceğine
İnsana
Koyuna - kuzuya
Zulm ediyorsun
..
Yıllarca kullanılan yere
Bir iki hasetcinin, kindarin
yellemesi ile garibana işkence ..
...
Devlet, millet kesesinden beslenenler..!
Siz o, kom de , koyun ağılinda kaç gün kalabilirsiniz..
Orada barinmanin, çalışmanın ne olduğunu anlayabilir misiniz?
..
Kendini yeryuzunun hakimi sayanlar...
Güya kanun adına iş yapanlar
Kanunu kendi egoları için kullananlar..
Gariban hayvanların ormana ne zararı var..?
Ormanda otlamayıp, nerede otlayacak .
Ha..
Eve hapset, fabrikasyon uyduruk yeme mahkum et.
Pahalı üretim yap
Vatandas pahalı et, süt alsin diyorsunuz..
...
Koyun, kuzunun orada barınmasinin yasaklanmasi yetmez
Oldu olmadı
Ormana yuva yapan kuşların, diğer canlıların ormana girişini, barinmasini da da yasaklayinn..
......
Bilin ki
O koyun- kuzunun rizkini veren
Her şeyin mutlak Hakim'inin de kanunu var
Elbet, mahşer günü hesaplasılir.
...
Köylünün dede babasından kalan tarlalarını
Mera, hazine yaz, yazdır
Sonra ..
İşine gelince ..
Zulüm aracı olarak kullan
Kendi tarlasini sürdü, üretim yaptı diye "ecrimisil" kılıfıyla haraç kes..
AHIR MÜHÜRLENMESİNE
VALİLİKTEN AÇIKLAMA
Çorum merkeze bağlı Deniz Köyü’nde bir ahırın mühürlenmesi ve içeride yüzlerce hayvanın mahsur kaldığı yönündeki iddialar üzerine, Çorum Valiliği’nden resmi açıklama geldi.
Dün kamuoyuna yansıyan ve hayvancılıkla uğraşan Hamza Hayır’a ait ahırın mühürlendiği, yaklaşık 300 hayvanın içeride kaldığı yönündeki haberler sonrası Valilik, sürecin detaylarını paylaştı.
Valilik açıklamasında, söz konusu alanın Çorum Merkez Denizköy’de bulunan 116 ada 1 ve 2 numaralı orman parselleri olduğu belirtilerek, vatandaşın bu alanı işgal ettiği yönünde 27 Ocak 2022 tarihinde İl Orman İşletme Müdürlüğü’ne şikayet ulaştığı ifade edildi. Yapılan incelemelerde işgalin doğrulandığı, ardından ilgili kişiyle görüşülmesine rağmen işgalin sonlandırılmadığı kaydedildi.
Açıklamada, 27 Ekim 2022 tarihinde suç tutanağı düzenlenerek konunun adli makamlara intikal ettirildiği, mahkeme kararıyla ormanlık alandaki yapıların müsaderesine hükmedildiği ve bu kararın ilgilisine tebliğ edildiği bildirildi.
Süreç kapsamında 8 Ocak 2025 tarihinde tekrar bölgeye gidildiği ve vatandaşın ek süre talebinde bulunduğu, işgali sonlandıracağına dair tutanak imzaladığı belirtilirken, verilen süreye rağmen işgalin kaldırılmadığı vurgulandı.
Valilik, 8 Nisan 2026 tarihinde kolluk kuvvetleri eşliğinde bölgeye giden ekiplerin müdahale sırasında mukavemetle karşılaştığını da açıkladı.
“HAYVANLARIN YAŞAMI ENGELLENMEDİ”
Kamuoyunda yer alan “hayvanlar içeride mahsur kaldı” iddialarına da değinilen açıklamada, mühürleme işleminin barınağın yalnızca bir giriş kapısına yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, “Mühürleme birkaç giriş kapısı bulunan barınağın sadece bir kapısına yapılmış olup, hayvanların giriş çıkışına ve beslenmesine engel oluşturacak mahiyette değildir” denildi.
Derviş YakupBir zamanlar bu memleketin dağlarında, taşlarında keçi sesi vardı…
Çobanların ıslığı, sürünün hareketi, doğanın kendi dengesi…
“Ormana zarar veriyor” dediler.
Keçiyi suçladılar.
Köylüyü hedef yaptılar.
Yasaklar koydular, cezalar kestiler, sürüleri dağıttılar.
Oysa bugün bilim söylüyor:
Keçi ormanı yok etmez, aksine ormanı temizler.
Kuru otları yer, çalıyı budar, yangının önüne set olur.
Yani keçi, doğanın düşmanı değil; doğanın bekçisidir.
Ama bunu en başından bilen kimdi?
Köylüydü.
Anadolu insanıydı.
Ankara’nın sembolü olan tiftik keçisini bile göz göre göre bitirdiler.
Bir zamanlar dünya tiftik piyasasını elinde tutan bu topraklar,
kendi değerine sırtını döndü.
Avrupalı geldi…
O keçiyi aldı, götürdü.
Islah etti, çoğalttı, markalaştırdı.
Bugün zenginlere “mohair” diye satıyor.
Bizim tiftiğimizi…
Bizim emeğimizi…
Bizim kültürümüzü…
Hem de bize anlatıyorlar:
“Bu kumaş çok sağlıklı, çok değerli…”
Yav kardeşim…
Sanayi devrimiyle tarımı gayet birlikte yürütebilirsin.
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bunu yaptı.
Fabrikayı kurarken tarlayı kapatmadı,
makineyi getirirken hayvanı yok etmedi.
Sanayiye yöneldik diye
tarımı küçümsedik…
Hayvancılığı geri kalmışlık saydık…
Köylüyü değersiz gördük…
Oysa gerçek kalkınma;
üreten sanayi ile üreten tarımın birlikte yürümesidir.
Asıl mesele keçi değildi.
Asıl mesele köylüydü.
Üretendi.
Kendi kendine yeten Anadolu insanıydı.
Toprağını işleyeni değil,
masa başında konuşanı dinlediler.
Üreteni değil, ithal edeni desteklediler.
Bugün köyler boşsa…
Gençler şehre kaçıyorsa…
Hayvancılık bitme noktasına geldiyse…
Bunun sebebi doğa değil, keçi değil…
Artık bir karar vermek gerekiyor:
Ya köylüyü, üreticiyi, çobanı yeniden baş tacı edeceğiz…
Ya da başkalarının ürettiğini, başkalarının fiyatıyla almaya devam edeceğiz.
Bu memleketin dağları hâlâ duruyor.
O dağlarda ot da var, su da var, hayat da var.
Eksik olan tek şey:
Köylünün arkasında duran bir irade.
Çünkü köylü yalnız kalırsa,
sadece üretim değil…
Bir milletin hafızası da yok olur.
Ve unutmayın:
Keçiyi kaybeden, aslında toprağını kaybeder.
Derviş YakupKim yazdıysa güzel yazmış;
“Ne büyük bir başarı hikâyesi gerçekten…
Çorum’da bir vatandaş çıkmış, üretmeye kalkmış…
Koyun, keçi beslemiş…
Yani haddini aşmış!
İyi ki devreye büyük bir hassasiyetle girilmiş…
Şikâyet edenler görevini yapmış,
Devletimiz de anında refleks göstermiş…
Çorum Valiliği…
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü…
Kaymakamlık…
İlçe Tarım Müdürlüğü…
Ve elbette bu kararı onaylayan sayın hâkimler…
Hepsine ayrı ayrı madalya takmak lazım.
Çünkü gerçekten zor bir işi başarmışlar:
Üreten bir köylüyü durdurmak!
Ne o öyle?
Herkes koyun keçi yetiştirirse düzen mi kalır?
Herkes üretirse ithalat nasıl yapılır?
Köylü kendi kendine yetmeye kalkarsa sistem nasıl döner?
Herkes haddini bilecek.
Üretmek falan öyle kolay iş değil.
Hele ki kendi toprağında, kendi emeğinle üretmek…
Bu kadar başına buyrukluk fazla!
En doğrusu ne?
Oraya bir köpek barınağı yapmak…
Daha modern, daha çağdaş bir çözüm.
Zaten üretimin ne faydası var?
Et mi ucuzlayacak, süt mü artacak, köy mü yaşayacak?
Bunlar gereksiz detaylar…
Önemli olan şu:
Şikâyet eden memnun, karar veren memnun.
Gerisi teferruat.
O yüzden tekrar söylüyorum;
bu kararı uygulayan herkese madalya verilmeli.
Hatta mümkünse tören düzenlenmeli:
“Üretimi Engelleme Üstün Başarı Nişanı”
Çünkü bu devirde üretmek değil…
Üreteni durdurmak maharet sayılıyor.”
TC Mustafa ZorAKP , elindeki Devlet gücüyle artık vatandaşın malınada çöküyor..Gerisi hep bahane.
https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/pfbid0SuH63di4J12TKRt29KGB4qCuUTcA3hViVBj1H4PvLq4D6B73w3MiGPx6eNcgWeLsl
......................................
https://www.facebook.com/photo/?fbid=1358773266286583&set=a.247687534061834
Necati ÇavdarOrdu ile gelseydiniz?
..
Vatandaş, hayvanı otun olduğu yerde barındırıyor
Üstelik, derme çatma geçici bir kom..
..
Köy içinden o kadar hayvanı, ot + su olan yere götürmek kolay mı?
Bin bir zahmetle üretim yapıyor.
Sen kamu gücü ile kapısına dayaniyorsun..
Madalya vereceğine
İnsana
Koyuna - kuzuya
Zulm ediyorsun
..
Yıllarca kullanılan yere
Bir iki hasetcinin, kindarin
yellemesi ile garibana işkence ..
..
Kendini yeryuzunun hakimi sayanlar...
Güya kanun adına iş yapanlar
Kanunu kendi egoları için kullananlar..
Gariban hayvanların ormana ne zararı var..?
Ormanda otlamayıp, nerede otlayacak .
Ha..
Eve hapset, fabrikasyon uyduruk yeme mahkum et.
Pahalı üretim yap
Vatandas pahalı et, süt alsin diyorsunuz..
...
Köyün, kuzunun orada barınmasinin yasaklanmasi yetmez
Oldu olmadı
Ormana yuva yapan kuşları, kurtları da yasaklayinn..
Bilin ki
O koyun- kuzunun rizkini veren
Her şeyin mutlak Hakim'inin de kanunu var
Elbet, mahşer günü hesaplaşılir.
Köylünün dede babasından kalan tarlalarını
Mera, hazine yaz, yazdır
Sonra ..
İşine gelince ..
Zulüm aracı olarak kullan
Kendi tarlasini sürdü, üretim yaptı diye "ecrimisil" kılıfıyla haraç kes..
https://www.yaylahaber.com.tr/bir-koylunun-mera-isyani
..
https://www.yaylahaber.com.tr/kucukhirkada-mera-magduriyeti-gideriliyor
Zeynep Islam · Mâdem öyle bizzat kendi arazisinde hobi bahçesi yapanlara bakanlık ceza ve yıkım kararı neden çıkardı.
Orta doğu ateş çemberi olmuş.
Her yerde deprem korkusu var.
İnsanlar şehirlerden bi nefes almak için
Kendilerince yapı yapmış vakit gecirmek için.
Bu caydırıcı yaptırım ve cezaların ne ğibi faydası olacak hükümete.
Mevcut hükümete kaybettirmek ten başka.
Hazine arazilerine yapı yapanlara bizde karşıyız halk olarak.
Fakat şahsi arazilerde bu yapılan yaptırım doğru değil
Sayın valim.
Oguzhan HayırPeki kim geldi baktı valim oraya tarımdan geldiler sadece bir mühür diyorsunuz ama yemligide mühürledir 6tane mühür var elektriği kestiler abonesi olmasına rağmen
Senem Hayirİşsizlik artı diye bas bas bağrıyonuz iş yapanlarıda bôyle engenliyorsuz hadi verin benim çocuklarıma güzel bir iş gidelim çoruma
Ismail ŞimşekTarım ve hayvancılık bakanlığı Allah bildiği gibi yapsın şu mübarek cuma günü hürmetine Allah hesabını sorsun daha yeni görüştüm yasakçı bir zihniyete teslim olmuş bakanlık
Hasan ÇevikHükümet kendi ayağına sıkıyo yazdın cezayı daha ne şimdi devlet te kaybetti ahır sahibide oldumu
Yılmaz GençSayın valim senden randevu talebinde bulunuyorum benim randevularımı niye kabul etmiyorsun sebep nedir acaba onu anlamadım
Senem HayirBu orman yerinede gelin yıkım kararı çıkaranlar oten yapin
Oguzhan HayırHayvancılığa destek veriyorsunuz ama bir taraftan neden böyle alel acele bi karar veriyorsunuz
Kadir KağanDevletimiz her daim çifcinin vatandaşın yannda olmalı gariban köylü yeri toprağı yoktur uygun bulmuştur geçimini sağlamak millte katkı sağlamak için kurulmuştur devletimiz kalkınması için destek vermesi laxm hepimiz TC vatandadiyiz adam hırsızlık ypmiyor bişey ypmiyor gecimini sağlıyor
.........................................
https://www.facebook.com/photo/?fbid=4539011992998592&set=a.1406779416221881
https://www.facebook.com/groups/1255777072086162/?multi_permalinks=1672145050449360&hoisted_section_header_type=recently_seen
ÇORUM DETAY HABER'in Gönderisi
AHIR MÜHÜRLENMESİNE
VALİLİKTEN AÇIKLAMA
Çorum merkeze bağlı Deniz Köyü’nde bir ahırın mühürlenmesi ve içeride yüzlerce hayvanın mahsur kaldığı yönündeki iddialar üzerine, Çorum Valiliği’nden resmi açıklama geldi.
Dün kamuoyuna yansıyan ve hayvancılıkla uğraşan Hamza Hayır’a ait ahırın mühürlendiği, yaklaşık 300 hayvanın içeride kaldığı yönündeki haberler sonrası Valilik, sürecin detaylarını paylaştı.
Valilik açıklamasında, söz konusu alanın Çorum Merkez Denizköy’de bulunan 116 ada 1 ve 2 numaralı orman parselleri olduğu belirtilerek, vatandaşın bu alanı işgal ettiği yönünde 27 Ocak 2022 tarihinde İl Orman İşletme Müdürlüğü’ne şikayet ulaştığı ifade edildi. Yapılan incelemelerde işgalin doğrulandığı, ardından ilgili kişiyle görüşülmesine rağmen işgalin sonlandırılmadığı kaydedildi.
Açıklamada, 27 Ekim 2022 tarihinde suç tutanağı düzenlenerek konunun adli makamlara intikal ettirildiği, mahkeme kararıyla ormanlık alandaki yapıların müsaderesine hükmedildiği ve bu kararın ilgilisine tebliğ edildiği bildirildi.
Süreç kapsamında 8 Ocak 2025 tarihinde tekrar bölgeye gidildiği ve vatandaşın ek süre talebinde bulunduğu, işgali sonlandıracağına dair tutanak imzaladığı belirtilirken, verilen süreye rağmen işgalin kaldırılmadığı vurgulandı.
Valilik, 8 Nisan 2026 tarihinde kolluk kuvvetleri eşliğinde bölgeye giden ekiplerin müdahale sırasında mukavemetle karşılaştığını da açıkladı.
“HAYVANLARIN YAŞAMI ENGELLENMEDİ”
Kamuoyunda yer alan “hayvanlar içeride mahsur kaldı” iddialarına da değinilen açıklamada, mühürleme işleminin barınağın yalnızca bir giriş kapısına yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, “Mühürleme birkaç giriş kapısı bulunan barınağın sadece bir kapısına yapılmış olup, hayvanların giriş çıkışına ve beslenmesine engel oluşturacak mahiyette değildir” denildi.
Necati ÇavdarOrdu ile gelseydiniz?
..
Vatandaş, hayvanı otun olduğu yerde barındırıyor
Üstelik, derme çatma geçici bir kom..
..
Köy içinden o kadar hayvanı, ot + su olan yere götürmek kolay mı?
Bin bir zahmetle üretim yapıyor.
Sen kamu gücü ile kapısına dayaniyorsun..
Madalya vereceğine
İnsana
Koyuna - kuzuya
Zulm ediyorsun
..
Yıllarca kullanılan yere
Bir iki hasetcinin, kindarin
yellemesi ile garibana işkence ..
...
Devlet, millet kesesinden beslenenler..!
Siz o, koyun ağılinda kaç gün kalabilirsiniz
Orada barinmanin, çalışmanın ne olduğunu anlayabilir misiniz?
..
Kendini yeryuzunun hakimi sayanlar...
Güya kanun adına iş yapanlar
Kanunu kendi egoları için kullananlar..
Gariban hayvanların ormana ne zararı var..?
Ormanda otlamayıp, nerede otlayacak .
Ha..
Eve hapset, fabrikasyon uyduruk yeme mahkum et.
Pahalı üretim yap
Vatandas pahalı et, süt alsin diyorsunuz..
...
Koyun, kuzunun orada barınmasinin yasaklanmasi yetmez
Oldu olmadı
Ormana yuva yapan kuşları, kurtları da yasaklayinn..
......
Bilin ki
O koyun- kuzunun rizkini veren
Her şeyin mutlak Hakim'inin de kanunu var
Elbet, mahşer günü hesaplasılir.
Demirel ÇağdaşÇorum Sungurlu Karakaya köyündeki Çelikler Holding işgali içinde valilik açıklama yapsın.... 1 yıldır sesi çıkmıyor....
Zeki AhıskalıVatandaş orada hayvan yetiştiriyor o alan devletin ne işine yarıyor boş arazi vatandaş uzerinede almış değil geçici olarak kullansa kime ne zararı var benim düşünceme göre o vatandaşa birileri kızıyor kasıtlı olarak orayı muhurletiyor oysa vatandaşa oranın istediği kadar kullanmasına devlet gönüllü olarak müsade etmesi lazım ben bu işte bir kasıt olabilir diyorum
Yusuf Makbule BazikZeki Ahıskalı kusura bakmada bollerin gotune kazigi cakacan niye dogru soylemiyo şeref yoksunu bizde devlete sovuyok iyi herkez gitsin devlet arazisine konsun gecici olarak
Zeki AhıskalıYusuf Makbule Bazik herkes aynı şeyi yapmıyor adam hayvan yetiştiriyor o araziye ev yaparsa yanlış herhangi bir şey yetiştiriyor sa boş araziyi kullansın ne olacak ki yine arazi devletin
Niyazi AkZeki Ahıskalı üstadım buraya bildiğin yapı kurulmuş bu devletin arazisine çökmüş eğer valiliğin yaptığı açıklamada olduğu gibi orman araziyse dua etsin kanunu uygulamamisler orman yasalarının affı yok
Mali TunaO arazi orman olarak kaç yılında kaydedilmiş. Meraları aldınız köylünün elinden. İşiniz gücünüz algı oluşturmak. Sizi destekleyenlerinde sizinde yatacak yeriniz yok.
Önder OrtakcıMilletin tarlasına zeytinliğine çöken maden holdinglerine destek olan devlet , hayvancılık yapıp üreten köylüye çöküyor . Kendi köyünden istemez picin biri şikayet etmiştir adamı kesin
Köksal AltunOrman deyip köylünün koyun ,keçisinin otlağı olan meraları telörgü çekip çam dikildi köylüye hayvancılık bitirttirildi köyle boşaldı millet şehirlerde bunaldı şimdide topraktan uzaklaştırmak için başlarına yıkın ne yapsın vatandaş Artvinin bir çok köyü bitti
Okan Aygülİyi o zaman bende gidem bana ait olmayan yere ahir ev yapayım hazine arazisi ne oh ne ala köylü takılsın kafasına göre
Murat Yuce YuceSanki villali havvuz yapkis tenejeden baraka yapmis adam mal yetistiriyo okonomiye katkida bulunuyo bo koyunun dusmani cok olur koyunda 4 ayak car 1 topraga 3 u dusmana basar cekemeyen gotun biri sikayet ediyor devlet kendisi yer vermeli hayvancilikla ugrasanlara
İsmail TopçuTamam hadi sayın valim haklı bu konuda yanan ormanlara yukselen otellere de bi el ativersin o zaman gorelim hayvancilikla uğraşmayın derim zaten girdiler uçtu 1 torba yem olmuş 1000 lira saman çuvalı 320 lira diyorlar
Yalçın DokgözMuhurlemesi doğru bir karar orda bütün vatandaşların hakkı var ve o işletmeci insanların hakkına giriyor bide madur ayağı yapıyor
Diriliş MantolamaO zaman herkes biyerleri keyfine göre çevirsin kabızı mal etsin benim desin devlet kimsenin tapulu malına çökmez mühürlemez
Ferhat ÇelikDevlete ayit arazi ise yapılmış bitmiş iş ne ise bedelini ödesin vatandaş madur olmasın bir sürü masraf etmiş adam yazık milli servet
Şevki YalçınkayaNolmuş yani ormana yaptıysa uyuşturucumu ekmiş namussuzlukmu yapmış vatanamı ihanet etmiş demekki yeri yokta yapmış
Musa Keskinkonu gariban olunca adaletin kılıcı nasıl da keskin oluyor
deniz kenarinda yazlık yapanlarda uygulasanizya bu Adaleti orda rüşvet var tabiki
Eyyup MutluSiz haklısınız sizi bu düzene köylü getirdi !
Hasan ÖztürkBütün topraklar bu millete atalarından kalmadımı önce millet sonra devlet bunu olmayan beyninize yazın .
İsmail GüneşNe yapacak şimdi bu garibanlar yazık ya olmaz böyle adam hayvancılik yapmasında açmı kalsın çok ayıp
Kazim ArabaciDoğudaki teror yuvalarida devletin arazisini isgal ediyor onlara bir şey diyen yok gariban Çorumluya gelince herkes kahraman kesiliyor
Mustafa CeylanSayin vali bey birakin yikmayin saten çifçi para kazanamiyor
Yucel Topalormanlarımızı zeytin ağaçlarımızı katleden şirketlere neden ses çıkarılmıyor ormanları ve zeytin ağaçlarını korumaya çalışan köylüler hapislere atılıyor
https://www.facebook.com/corumdetayhaber/posts/pfbid02Y87hfB3qPhTenXvfLnmiygepDi8ooe1XCA7nbbqpPQut57esnknwgPArn3dPGnuFl